09-17-2006, 06:49 PM
Türk Sineması Tarihi
1910 - 1930 Dönemi
1914
1908 yıllarından başlayarak çeşitli kentlerde halka açılan sinema salonları, gösterilerini yabancı uyruklu ve Türkiye de ki azınlıkların egemenliğinde sürdürürken devreye Cevat Boyer le Murat Bey ler girer. Ve Şehzadebaşı nda Milli Sinema adı verilen "ilk Türk sineması" açılır (19 Mart). Ardından, İstanbul Sultanisi nde film gösterileri düzenleyen Şakir Seden le Fuat Uzkınay, Sirkeci de lokantacılık yapan Ali Efendi yi (Öztuna) ikna ederek ikinci Türk sinemasının açılmasını sağlarlar (6 Temmuz). Ve sinemaya Ali Efendi adı verilir. Çünkü Ali Efendi, bu kuruluşun asıl büyük hissedarları olup, Şakir ve Kemal Seden kardeşlerin de amcalarıdır.
I.Dünya Savaşı nın başladığı günlerde yedek subaylığını yapan Fuat Uzkınay, Türk sinema tarihinin ilk filmini çeker. Ayastefanos taki Rus Abidesinin Yıkılışı adını taşıyan ve tarihi anısı olan bu film, 150 metre uzunluğunda bir belgeseldir. Ve işte 14 Kasım 1914 le Türk sinemasının gerçek doğum tarihi gerçekleşir.
Bir yıl sonra (1915) Harbiye Nazırı Enver Paşa nın emriyle Merkez Ordu Sinema Dairesi kurulunca, Türkiye de sinemayı tanıtma konusunda büyük katkıları olan Sigmund Weinberg de bu kurumun başına getirilir. Yardımcısı da Fuat Uzkınay dır. Weinberg, savaşla ilgili ve Türkiye yi ziyarete gelen imparatorların gezi belgesellerini çekerken, bu ara Enver Paşa yı ikna edip öykülü uzun film denemesine de girişecekti.
Dönemin en çok tutulan tiyatro oyunu Leblebici Horhor u çekmeye başladıktan bir süre sonra, oyuncularından birinin ölmesiyle film yarım kaldı. İkinci öykülü filmi olan Himmet Ağanın İzdivacı nın ise oyuncuları Çanakkale Savaşı nedeniyle askere alınınca, bu denemesi de ilkinin akıbetine uğradı. Ancak, Ordu Sinema Dairesi Başkanlığı na getirilen Fuat Uzkınay, yarım kalan Himmet Ağanın İzdivacı nı savaştan sonra (1918) tamamladı.
1917
Müdafaa-i Milliye Cemiyeti, sinemanın ilk yıllarındaki askeri nitelik taşıyan ikinci kuruluşuydu. Belge filmi yönetmeni olarak kurumun başına getirilen Fuat Uzkınay bu yönde çalışmalarını sürdürürken cemiyet, ilk kez öykülü filmlere de el atar. Ve öykülü filmlerin çekimi, o yıllarda 20 yaşlarında bir gazeteci olan Sedat Simavi nin çabalarıyla gerçekleşir. Genç Simavi nin yönetmenliğini yaptığı Pençe yle Casus, Türk sinemasında yarım kalmadan çekilen ilk öykülü filmlerdir.
1919
Bu yıl yalnızca iki öykülü film çekildi. Mürebbiye ile Binnaz. Her iki filmin yönetmeni, Türk tiyatrosunun kuruluşunda büyük katkıları olan 62 yaşındaki Ahmet Fehim di. Ve oyuncuları da Raşit Rıza Samako, Behzat Butak, Hüseyin Kemal Gürmen gibi tiyatro sanatçılarından oluşuyordu. Kadın oyuncuları ise Mm. Kalitea, Eliza Binemeciyan ve Bayzar Fasulyeciyan dı.
1921
Dönemin ün yapmış güldürü sanatçısı olan tiyatrocu Şadi Fikret Karagözoğlu, Bican Efendi Vekilharç adlı 22 dakikalık kısa filmiyle Türk sinemasında ilk güldürü tipini yaratır. Bican Efendi Mektep Hocası ve Bican Efendinin Rüyası ise giderek bir diziyi oluşturur. Bu, konulu üç kısa filmin yönetmen ve baş oyuncusu ise Karagözoğlu dur.
Ali Efendi, yeğenleri Şakir ve Kemal Seden kardeşlerle yeni bir "aile ortaklığı" girişiminde bulunup, "Sinema İşçileri Şirketi"ni kurarlar. Yabancı filmleri yurda ithal etmek amacıyla kurulan şirket, çalışmalarını 1928 li yıllara kadar sürdürür.
1922
1916 yılından beri Almanya da oyuncu ve yönetmen olarak film çalışmalarını sürdüren tiyatrocu Muhsin Ertuğrul un yurda dönüşü ve ilk özel yapımevi olan Kemal Film şirketinin kuruluşuyla Türk sinemasında yeni bir dönem başlar. Kemal Film şirketini ve Eyüp teki Feshane Fabrikası nın bir bölümünde (dikimevi atölyesi) Kemal Film Stüdyosu nu kuran Kemal ve Şakir Seden kardeşlerdir. Sinema ile ilgili ilk deneyimlerini yurt dışında gerçekleştiren Muhsin Ertuğrul; Kemal ve Şakir Seden kardeşlerle yaptığı işbirliği sonucu bu özel yapımevi adına iki film çeker; İstanbul da Bir Facia-i Aşk (Şişli Güzeli Mediha Hanımın Facia-i Katli) ve Boğaziçi Esrarı (Nur Baba). İkincisi olaylı bir filmdir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu nun romanından sinemaya uyarlanan Nur Baba nın çekimi sırasında Bektaşiler, film setini basarlar. Olaylar çıkar. Bektaşiler filmin aleyhlerine çekildiği yanıltmacasıyla kışkırtılmışlardır. Ancak polisin olaya el koyması sonucunda çalışmalara devam edilir.
1923
Muhsin Ertuğrul, tek adam olarak Türk sinemasında kurduğu egemenliğinin başlangıç yıllarındadır. Ve birbiri ardına üç film çeker. İlki Halide Edip Adıvar dan uyarladığı Ateşten Gömlek tir. Kurtuluş Savaşı nı konu alan bir ilk filmdir. Türk sineması adına bir diğer özelliği de Ateşten Gömlek te ilk kez Türk kadınlarının oynamasıdır. Ve böylece Cumhuriyet in ilanının (1923) Müslüman Türk kadınlarına çalışma özgürlüğü tanıması sonucu, Bedia Muvahhit ve Neyyire Neyir le yeni bir dönem açılır. Leblebici Horhor ve Kız Kulesinde Bir Facia, Ertuğrul un 1923 yılında çevirdiği diğer iki filmdir.
1924
Muhsin Ertuğrul, bu kez bir filmle yetinir. Peyami Safa nın aynı ismi taşıyan romanından uyarladığı Sözde Kızlar ı çektikten bir yıl sonra (1925) Rusya ya gidip film çalışmalarına orada devam eder.
1928
1924 yılında sinema işletmeciliğine başlayan İpekçe Kardeşler, bu kez film yapımı için bir şirket kurarlar. Adı İpek Film olan kurum, Türk sinemasının ikinci özel yapımevidir. Yurtdışından dönen Muhsin Ertuğrul, bu yeni şirketin ilk filmi olan Ankara Postası nın çekimine başlarsa da, filmi bazı nedenlerle ancak bir yıl sonra (1929) bitirir. Aynı yıl çekime başladığı Kaçakçılar a geçirdikleri bir kaza sonucu oyunculardan birinin hayatını yitirmesiyle ara verilir. Ve film de gene ertesi yıl (1929) tamamlanır
1931 - 1950 Dönemi
1931
Muhsin Ertuğrul un İstanbul Sokaklarında adlı filmi, Türk sinemasının ilk ortak yapımıdır (Türk-Mısır-Yunan). Semiha Berksoy, Talat Artemel, İ. Galip Arcan gibi Türk oyuncuların yanı sıra Mısırlı Azize Emir, Yunanlı Gavrilides in başrollerini paylaştığı filmin seslendirme (dublaj) işlemi Paris teki Espinay stüdyolarında yapılır. Bu nedenle İstanbul Sokaklarında ilk film sayılır. Yani sessiz çekilip sonradan dublaj sistemiyle seslendirilmiştir.
1932
Dâr-ül-bedayi (tiyatrocular) oyuncularından (Atıf Kaptan, Ferdi Tayfur, Mahmut Moralı, Hadi Ün, Hazım Körmükçü, Sait Köknar, Ercüment Behzat Lav) egemen olduğu dönemde ve bu oyuncularla çekilen Bir Millet Uyanıyor Muhsin Ertuğrul un en önemli filmi kabul edildiği gibi, Türk sinema tarihimizin de ilk yüz akı filmlerimizden biridir. Ve ilk kez bir oyuncu halk içinde ünlenip öne çıkar. Bu oyuncu Yahya Kaptan rolüyle Atıf Kaptan dır. Ertuğrul, Kaçakçılar la çalışmalarını sürdürürken, İpek Film Şirketi de Nişantaşı nda ilk sesli stüdyoyu kurup işlemlere başlar. Bu yıl, ilk şekliyle hazırlanan Sinema Filmlerinin Kontrolü Hakkında Talimatname de yürürlüktedir.
1933
4 uzun, 3 kısa öykülü film çekildi. Güldürüler, vodviller ve operet türü filmlerin yılıdır. Muhsin Ertuğrul, Karım Beni Aldatırsa, Söz Bir Allah Bir ve Fena Yol adlı filmlerini gerçekleştirir. Fena Yol, Türk sinemasının ikinci ortak yapımıdır (Türk-Yunan). Bu ara Ertuğrul; Mümtaz Osman takma (müstear) adıyla senaryo çalışmaları yapan Nâzım Hikmet le (Ran) birlikte Cici Berber i yönetir. Nâzım Hikmet in kısa öykülü film çalışması Düğün Gecesi/ Kanlı Nigâr dan sonra Dâr-ül-bedayi oyuncularından Hazım Körmükçü de Yeni Karagöz le yönetmenliği dener.
1934
Ha-Ka Film şirketi (Halil Kamil) kurulur. Ertuğrul, Milyon Avcıları ve Leblebici Horhor Ağa; Nâzım Hikmet ise İstanbul Senfonisi ile (kısa film) çalışmalarını sürdürür. Ertuğrul un ikinci kez perdeye uyarladığı Leblebici Horhor Ağa nın önemi Venedik 2. Uluslararası Film Şenliği ne katılıp onur diploması almasıdır. Ve bu Türk sineması tarihinde yurt dışından gelen ilk ödül sayılır.
1935
Muhsin Ertuğrul Aysel Bataklı Damın Kızı yla Türk sinemasına ilk köy filmini kazandırır. Sovyet sinemasının etkilerini taşıyan filmin bir özelliği de oyuncu Cahide Sonku yla ortaya çıkar. 1933 yılında Dâr-ül-bedayi oyuncusu olarak sinemada işbaşı yapan Sonku, Aysel rolüyle kendinden sonra gelen kuşağa yıldızlık yolunu açar. Çünkü Cahide Sonku Türk sinemasının ilk kadın yıldızıdır.
1939
1916 lardan başlayıp 1939 yılına kadar uzanan, Muhsin Ertuğrul ve tiyatro oyuncularının damgasını vurduğu bu dönemde Taş Parçası yla bağımsız bir yönetmen araya girer. Tiyatrocuların dışından gelen bu yönetmen Faruk Kenç tir. Almanya da Fotoğrafçılık ve Film Okulu nu bitirip 1938 yılında yurda dönen Kenç, zorunlu olarak Muhsin Ertuğrul un takımındaki tiyatro oyuncularıyla bir süre çalışacaktır. Çünkü o günün koşulları içinde Şehir Tiyatrosu oyuncuları, hocaları Ertuğrul un izinde olup, Türk sinemasını ellerinde tutmaktadırlar.
1940
Faruk Kenç in sinemaya girmesiyle çekilen film sayısı 5 e yükselir. Ertuğrul un Şehvet Kurbanı ve özelliklede Faruk Kenç in Yılmaz Ali adlı ilk polisiye film denemesinde oynayan Suavi Tedü yle ilk jön tipi (Jeune premier) ortaya çıkar.
1942
Bir yıl önce Ertuğrul Muhsin Kahveci Güzeli yle 1941 i kapatırken, Çekoslavakya asıllı ve çeşitli tiyatrolarda takdimcilik yapan Adolf Körner in sinemacılığa atılmasıyla bu sayı dörde çıkar. Yapımcı Halil Kamil in ısrarlarıyla işe başlayan Körner peş peşe üç film çekti: Duvaksız Gelin, Sürtük ve Kerem ile Aslı. Ve Körner in bir tiyatro oyunu (Pigmalyon) uyarlaması olan Sürtük daha sonraki yıllarda defalarca çekilerek, koyu melodramatik yapısı nedeniyle Türk sinemasını etkileyecektir.
1943
Burhan Felek in senaryosunu yazıp Muhsin Ertuğrul un İpek Film adına 1940 yılında çekimine başladığı Nasrettin Hoca Düğünde adlı filmi yarım kalır. Bu kez de oyuncu ve seslendirme sanatçısı Ferdi Tayfur devreye girip filmi tamamlayacaktır. Bu yıl kurulan yeni yapımevi Ses Film (Necip Erses) çalışmalara başlar. Yapımevinin ilk filmi de Faruk Kenç in yönettiği bir köy melodramı olan Dertli Pınar dır.
1944
Baha Gelenbevi; Faruk Kenç ten sonra tiyatro dışından gelen ikinci sinemacıdır. Uzun süre Paris te kalıp 1939 yılında yurda döner. Faruk Kenç in Dertli Pınar filminde (1943) görüntü yönetmeni olarak çalışan Gelenbevi bu kez yönetmenlik denemesini gerçekleştirdi; Deniz Kızı.
1945
Kendi adına İstanbul Film i (1944) kuran Faruk Kenç yapımevinin ilk filmi olarak Hasret i yönetti. Bir köy filmi olan Hasret te Münir Nurettin le başrolü paylaşan Oya Sensev, tiyatro dışından gelen yeni bir oyuncuydu. Türk sinemasında Şehir Tiyatrosu oyuncularının dışında yeni oyuncu denemeleri Faruk Kenç in girişimleriyle başlıyordu.
Almanya da fotoğrafçılık öğrenimi yapan Şadan Kamil (Onüç Kahraman) ve Şehir Tiyatrosu oyuncularından Talat Artemel le (Hürriyet Apartmanı), Refik Kemal Arduman (Köroğlu), ilk filmlerini bu yıl çektiler.
Bundan sonra üç yeni film şirketi çalışmalarına başladı. Halk Film (Fuat Rutkay), Atlas Film (Nazif Duru, Murat Köseoğlu) ve And Film (Turgut Demirağ). Rutkay, Samatya ve Bakırköy deki sinemaların sahibi; Duru, sinema işletmecisi Turgut Demirağ da Amerika da sinemacılık tahsili yapmıştı.
1946
Tiyatro dışından gelen oyunculara Günahsızlar la (Faruk Kenç), Sadri Alışık da katıldı. Film şirketleri sayısında ise belli bir artış görüldü. Erman Film (Hürrem Erman), Duru Film (Naci Duru) bu yapımevlerinin başlıcalarını oluşturdular.Yılın en önemli sinema olayı ise Yerli Film Yapanlar Cemiyeti nin kurulması oldu. Çünkü YFYC, yapımcıları bir araya getiren bağımsız bir sinemacılar kuruluşudur. Kuruluşun İdare Heyeti nde ise Faruk Kenç (İstanbul Film), İhsan İpekçi (İpek Film), Turgut Demirağ (And Film), Fuat Rutkay (Halk Film), Necip Erses (Ses Film), Murat Köseoğlu (Atlas Film), Refik Kemal Arduman (Ankara Film), İskender Necef (Birlik Film), Hikmet Aydın (Şark Film) ve Yorgo Saris (Elektra Film) görev aldı.
1947
Film sayısı 12 ye tırmandı. Mısır sinemasının kuruluşunda büyük katkıları olan oyuncu Vedat Örfi Bengül (Bağda Gül), Burhanettin Tepsi ve Sadi Tek gibi tiyatro topluluklarında sahneye çıkan Seyfi Havaeri (Yara, Kılıbıklar), Şehir Tiyatrosu oyuncularından Ferdi Tayfur (Senede Bir Gün, Kerim in Çilesi), Kâni Kıpçak (Yuvamı Yıkamazsın) bu yıl yönetmenliğe sıvanıp ilk filmlerini çektiler. Ve hocaları Muhsin Ertuğrul un etkileriyle filmlerinde, tiyatrolaştırılmış, ağdalı, ağır makyajlı bir sinema uygulayımı egemen oldu. Ayrıca, Mısır kaynaklı Arap filmleri nin II. Dünya Savaşı yıllarına rastlayan dönemde yurda ithal edilmesi, ikinci büyük etkiyi oluşturuyordu.
Bu yıl sinemaya giren yönetmenlerden yalnızca Turgut Demirağ, dikkati çekti. Çünkü Demirağ, tiyatro dışı bir sinemacıydı. Hollywood da iki yıl süreyle mesleki incelemelerde bulunmuştu. Bir Reşat Nuri Güntekin uyarlaması olan Bir Dağ Masalı, o dönemin koşulları içinde yapılmış ilk üstün yapım denemesiydi.
1948
18 film çekildi. 5 inin yönetmenliğini Vedat Örfi Bengü yaptı. 7 film ise Halk Film (Fuat Rutkay) yapımıydı. Ve Fuat Rutkay, daha sonraki yıllarda en çok film yapan prodüktör olarak çalışmalarını sürdürecekti.
Yeni kurulan Ömay Film (Ömer Aykut), Işık Film (Agop Fındıkyan), Milli Film (Sabahattin Tulgar), yapımevleri çalışmalarına başladılar. Muhsin Ertuğrul un takımındaki oyunculardan Sami Ayanoğlu (Harmankaya) ve Kadri Ögelman (Kahraman Mehmet) yönetmen olarak devreye girdiler. Şakir Sırmalı (Domaniç Yolcusu) ve Çetin Karamanbey (Silik Çehreler) de tiyatro dışından gelen yönetmenlerdi.
Film sayısının her yıl giderek artıp yeni yapımevleri nin devreye girmesinin başlıca nedenlerinden biri, yerli yapımlara Belediye Gelirleri Kanunu gereğince bir ayrıcalık tanınması oldu. Çünkü yerli yapımların rüsumu % 25 e düşürülmüştü. Türk sineması ilk kez, gayrisafi hasılat açısından korunmaya alınıyordu.
Yurt içinde Türk sinemasının ilk resmi yarışması da aynı yıl Yerli Film Yapanlar Cemiyeti tarafından düzenlendi. Ve "Milli filmciliğin inkişafına, çalışmaları teşvik etmek gayesiyle muhtelif ve müteaddit müsabakalar tertibine" karar veren Cemiyet, yerli film müsabakasının sonuçlarını şöyle saptadı:
- En güzel film: Unutulan Sır (Şakir Sıırmalı)
- En güzel 2. film: Bir Dağ Masalı (Turrgut Demirağ)
- En çok muvaffak olan rejisör: Turgut Demirağ, (Bir Dağ Masalı)
- En çok muvaffak olan operatör: Kritonn İlyadis
- En çok muvaffak olan ses yönetmeni: YYorgo İlyadis
- En çok muvaffak olan kadın artist: Neevin Aypar
- En çok muvaffak olan erkek artist: Kaadri Erogan (Bir Dağ Masalı)
- En çok muvaffak olan kadın karakter aartisti: Cahide Sonku
- En çok muvaffak olan erkek karakter aartisti: Talat Artemel
- En iyi senaryo: Turgut Demirağ (Bir DDağ Masalı)
- En iyi hikâye: Reşat Nuri Güntekin (BBir Dağ Masalı)
- En iyi laboratuvar: Ses Film (Necip EErses)
- En iyi montaj: Özen Sermet
- En iyi orijinal şarkı: Unutulan Sır dda
- En iyi dekor: Kadri Erogan (Yuvamı Yııkamazsınız)
Makyaj ve fon müziği dallarında ise ödüle layık bir çalışma oybirliğiyle görülmedi.
1949
Film sayısı 19 a ulaştı. Artık, Türk sineması yeni bir dönemin başlangıcında. Günün değişen ekonomik ve toplumsal koşulları içinde bağımsız, özgün ve de
sahici sinemacılar birer ikişer bu dönemde yerlerini alacaklardır. İşte sinemamızın ilk gerçek pırıltılarından biridir Lütfi Ö. Akad Türk sinemasının gelişim tarihi içinde çok önemli yeri ve gerçekçi bir kurtuluş savaşı filmi olan Vurun Kapheye ile Akad, yeni sinema anlayışının ilk belirtilerini ortaya koyar.
Aynı değişim ve dinamizm yeni denenen oyuncular için de geçerlidir. Örneğin Sezer Sezin (Vurun Kahpeye), Muzaffer Tema (Çığlık), Gülistan Güzey, Hümaşah Hiçan, Orhon M. Arıburnu, Reha Yurdakul bu yeni oyuncu kuşağı nın bazılarıdır. Özellikle de Sezer Sezin ve Muzaffer Tema, daha sonraki yıllarda seyirci üzerindeki etkinlikleriyle öne çıkacaklardır. Ayrıca Tema, Suavi Tedü den teslim aldığı jeune prömier tipini popülarize ederek daha ilerilere götürebilmeyi başaracaktır.
1950
Bu yıl çekilen 22 film içinde sayı olarak ağırlık gene eski kuşaktan Vedat Örfi Bengü dedir.Çünkü, Mısır sinemasının Türkiye deki mirasçısı Bengü, 7 film birden yönetmiştir. Ama Bengü de tiyatro ağırlıklı yönetmenler gibi Türk sinemasında son dönemini yaşamaktadır. Muhsin Ertuğrul un 1922 lerden 1947 ye geldikten sonra zorunlu olarak ara verdiği ilkel düzeydeki sinema çalışmalarını iz süren mirasçılardan Kadri Ögelman, Cahit Irgat, Avni Dilligil, Mümtaz Ener; daha sonraki yıllarda ise Sami Ayanoğlu (1951), Kâni Kıpçak (1951), Talat Artemel (1952), Suavi Tedü (1953) sürdürmeye çalışacaklardır.
Faruk Kenç, Çetin Karamanbey gibi önceki yıllardan gelenlerle birlikte, yeni sinemacılardan Orhon M. Arıburnu, Semih Evin, Mehmet Muhtar, Hüseyin Peyda tiyatrocu egemenliğini bir ölçüde yavaşlatacaklardır. Neriman Köksal ile Mesiha Yelda bu sinemacı kuşağının oyuncuları olarak dikkati çekerler.
1951 - 1960 Dönemi
1951
36 film çekildi. Tarihsel film dönemi başlarken, İstiklal ve Kore Savaşı filmleri de ağırlığını gösterdi. 8 Kurtuluş Savaşı ve 5 tarihi filmin çekildiği bu yıl, Cahide Sonku da kendi adına Sonku Film yapımevini kurdu. Öteki yapımevleri ise Lale Film (Cemil Filmer), Adalı Film (Handan Adalı) ve Yakut Film di (Dr. Arşavir Alyanak).
Nuri Akıncı, Dr. Alyanak ve İhsan Tomaç dönemin yeni yönetmeni oldular. Ama yılın en önemli filmlerinden birini kuşkusuz. Orhan M. Arıburnu Sürgün le gerçekleştiriyordu. Oyuncu olarak da Turan Seyfioğlu nun yıldızı parlamak üzereydi.
1952
Türk sineması sürekli bir rekora doğru gidiyor. Çünkü bir yıllık süre içinde çekilen film sayısı 61 dir. Ama 1952 çok önemli bir yıldır.
4 film yöneten Lütfi Ö. Akad, özgün bir yaşam öyküsüne dayanan Kanun Namına ile Türk sinemasına ilk kilometre taşını koyacaktır. Gerçekten Akad, yıllardır anlatım aksaklıklarıyla yaşamaya çalışan kekeme bir sinemaya bir dil kazandırıyor, yeni soluk getiriyordu. Yaşayan tipler, gündelik olaylar ve doğal çevrenin kullanımı Kanun Namına yı tarihsel süreç içindeki yerine oturtuyordu.
Bu ilk ustanın ardından gelen önemli bir sinemacı da Metin Erksan dı. Karanlık Dünya (Aşık Veysel in Hayatı) adlı ilk gerçekçi köy denemesiyle, daha ilk aşamada sözü edilen bir yönetmen oldu. Erksan ın bu aşamadaki talihsizliği elbette sansürdü.
Geçiş döneminden sonra bir sinemacılar dönemi de başlamıştı. Türk sinemasında. Ama bu arada Muhsin Ertuğrul un geleneksel sinemasını da bu yeni dönem içinde ortaya çıkıp sürdürenler olacaktı. İşte Muharrem Gürses (Zeynep in Gözyaşları), bu ilginç örneklerden biriydi. Gürses, sonraki yıllarda belli bir süre, ticari sinemanın önde gelen isimlerinden biri olacaktı. Halka inmesi açısından da üzerinde durulması gereken tipik bir yönetmendi. Çünkü kendinden sonra gelen bazı yönetmenleri etkileyerek bir Gürses Okulunu oluşturacaktı.
Yıllardır Ertuğrul un yararlandığı tiyatro oyuncularından Vahi Öz le Hayri Esen yönetmenliğe başladılar. Doğrudan doğruya sinemayla ilişki kuran yeni yönetmenler de İpek Film stüdyosunda montajcı olarak çalışan Orhan Atadeniz le Nedim Otyam dı.
Yılın en önemli filmi olan Kanun Namına ile Türk sinemasında ilk büyük yıldız doğuyordu. Bu genç, Ayhan Işık tı. Bir dergi (Yıldız) yarışması sonucunda Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan la (1951) sinemaya gelmişti. Aynı yarışmadan gelip de dikkati çeken bir yıldız da Belgin Doruk oldu.
Aynı yıl Lütfi Ö. Akad, Aydın Arakon, Orhan M. Arıburnu, Hüsamettin Bozok (yayıncı), Burhan Arpad (yazar) ve Hıfzı Topuz (yazar) tarafından TFDD (Türk Film Dostları Derneği) kuruldu. Derneğin temel amacı: "Türk filmciliğinin sanat bakımından inkişafını ve milletlerarası filmcilik aleminde mümtaz ve mevkie ulaşmasını temin etmek" görüşüne dayanıyordu.
1953
Yıl 44 filmle kapandı. Sinemaya geçen yıl giren Atıf Yılmaz Batıbeki, çalışmalarını Hıçkırık ve Aşk Istıraptır gibi melodram ağırlıklı piyasa romanı uyarlamalarıyla sürdürdü. Batıbeki, yönetmenliğe başlamadan önce Semih Evin e bir süre asistanlık yapmıştı.
Halıcı Kız la 6 yıllık bir aradan sonra yeniden bir hamle yapan Muhsin Ertuğrul, önceki filmlerinden daha büyük bir başarısızlığa uğradı. Atlas sinemasında halk önüne çıkan ilk renkli Türk filmi olmanın dışında bir özellik taşımadı. Ve daha ilk geceki gösterimde seyircinin tepkiyle karşıladığı Halıcı Kız, Ertuğrul un sonunu oluşturdu. Oysa, tümüyle renkli çekilen ilk renkli Türk filmi Ali Ipar ın yönettiği Salgın dı. Ne var ki, bazı nedenlerle Halıcı Kız dan sonra gösterime girmişti.
Akad, Katil le başarısını sürdürürken birçok yönetmeni de etkiledi. Orhon Arıburnu Kanlı Para yla, Nedim Otyam Toprak la başarılı bir sınav verdiler. Kemal Kan ve Şinasi Özonuk, ilk çalışmalarına başladılar. Özonuk un Affet Beni Allah ım adlı filminde Eşref Kolçak, İstanbul Canavarı nda Nazım İnan, yeni oyuncular olarak ilgi çekip ağırlıklarını koydular.
Bu ara TFDD nin I. Türk Film Festivali adıyla düzenlediği şenliğin sonuçları da şu sırayı izledi:
- En iyi film: Kanun Namına (Lütfi Ö. AAkad)
- Diğer iyi filmler: Kanlı Para (Orhan M. Arıburnu), İki Süngü Arasında (Şadan Kamil), Drakula İstanbul da (Mehmet Muhtar), Efelerin Efesi (Şakir Sırmalı).
- En iyi rejisörler: Lütfi Akad, Orhon M. Arıburnu, Şadan Kamil, Mehmet Muhtar, Şakir Sırmalı
- En iyi operatörler (kameraman): Enverr Burçkin, Kriton İlyadis, Özen Sermet, İlhan Arakon, Şadan Kamil
- En iyi senaryocular: Osman Seden, Adnnan Fuat Aral, Orhon M. Arıburnu, Ümit Deniz.
- En iyi fon müziği bestecileri: Orhan Barlas, Nedim Otyam.
- En iyi erkek oyuncular: Turan Seyfioğğlu, Ayhan Işık, Atıf Kaptan, Orhon M. Arıburnu.
- En iyi kadın oyuncular: Lale Oraloğluu, Nedret Güvenç, Ayfer Feray.
1954
48 film çevrildi. 1950 öncesi Münir Nurettin Selçuk la başlayıp biten şarkılı filmler dönemi bu kez Zeki Müren le sürdürüldü. Öldüren Şehir (Lütfi Ö. Akad), kent sorunlarına yaklaşımıyla dikkati çekerken, Kaçak (Şadan Kamil) yılın diğer önemli filmiydi.
En Başarılı Film in seçilemediği TFDD II. Yarışması şöyle neticelendi:
- En başarılı rejisörler: Lütfi Ö. Akadd (Öldüren Şehir), Ali Ipar (Bir Şehrin Hikayesi)
- En başarılı senaryocu: Ali Ipar (Bir Şehrin Hikayesi)
- En başarılı kameramanlar: Yuvakim Fillmeridis (Mahallenin Namusu), İlhan Arakon (Salgın), Mike Rafaelyan (Ölüm Saati), Kriton İlyadis (Öldüren Şehir)
- En başarılı artistler: Lale Oraloğlu (Leylaklar Altında), Aliye Rona (Mahallenin Namusu), Belgin Doruk (Öldüren Şehir), Cahit Irgat (Altı Ölü Var), Orhan Elçin (Ölüm Saati).
- En başarılı fon müzikçisi: Nedim Otyaam (Ölüm Saati)
1955
Film sayısı 61 e ulaştı. Türk sinemasının ilk özel yapımevi olan Kemal Film in başına geçen ve senaryo çalışmaları yapan Osman F. Seden, Kanlarıyla Ödediler le yönetmenliğe başladı. Memduh Ün, Abdurrahman Palay ve Mümtaz Alpaslan bu dönemde sinemaya girdiler. Muhterem Nur, Lale Oraloğlu, Bülent Oran, Mualla Kaynak ve Neşe Yulaç ise sinemanın yeni tipleridirler.
Ara kuşağın önemli yönetmeni Lütfi Ö. Akad, bir Yaşar Kemal uyarlaması olan Beyaz Mendil le yeni bir başarı elde etti. Bu gerçekçi köy filminde oynayan Fikret Hakan, güçlü oyunuyla tüm dikkatleri üzerine topladı. Bu, bir oyuncu aşamasıydı kuşkusuz. Ve sinemaya ilk kez bir sahici oyuncu geliyordu.
Tiyatrocular kuşağından gelen Sami Ayanoğlu nun yönettiği Beyaz Şehir filmine Fransızca dublaj yapıldı. Ve İsviçre de düzenlenen Kızıl Haç Kongresi ndeki gösteri sırasında bir özel armağan kazandı.
Türk Film Dostları Derneği nin düzenlediği II. Türk Filmcileri Yarışması nda ise yapılan oylama sonucu kazananlar şöyle belirlendi:
- En başarılı filmler: Kaçak (Şadan Kammil), Sevdiğim Sendin (Agâh Hün), Bulgar Sadık (Lütfi Ö. Akad)
- En başarılı rejisörler: Şadan Kamil, Lütfi Ö. Akad, Agâh Hün.
- En başarılı senaryocular: Haldun Taneer (Kaçak), Lale Oraloğlu (Sevdiğim Sendin)
- En başarılı kameramanlar: Turgut Örenn (Sevdiğim Sendin), Kriton İlyadis (Bulgar Sadık), İlhan Arakon (Kaçak) , Enver Burçkin (Ecel Köprüsü)
- En başarılı prodüktörler: Nazif Duru (Kaçak), Ali Oraloğlu (Sevdiğim Sendin)
- En başarılı kadın artistler: Sezer Seezin (Kaçak), Lale Oraloğlu (Sevdiğim Sendin)
- En başarılı erkek artistler: Şevki Arrtun (Bulgar Sadık), Turan Seyfio%
1961 - 1970 Dönemi
1961
Film sayısı giderek tırmanıyor. Bu yıl tam 113 e ulaştı. Türker İnanoğlu nun Hancı sı ile Ümit Utku nun Yaban Gülü büyük gişe hasılatları elde ettiler. Nejat Saydam ın Küçük Hanımefendi adlı filmi oyuncu Belgin Doruk a yeni bir ün sağlarken, bu arada "hanımefendi-beyefendi" türünde dizilerin modasına da yol açtı. Münir Hayri Egeli Kolsuz Bebek le ilk kez sinemamızda birbirinden bağımsız, üç öykülü film denemesini gerçekleştirdi.
Oyunculardan Muzaffer Tema ile Kenan Pars yönetmenliğe başladılar. Ülkü Erakalın, Süreyya Duru, Natuk Baytan ve Halit Refiğ ilk filmlerini çektiler. Oyuncu Orhan Günşiray, polisiye filmlerin "yerli Mayk Hammer"i olarak tipine otururken, bu tür sinemaya da yeni bir aksiyon getirdi.
Senaryocu Vedat Türkali ile işbirliğine girişen Ertem Göreç olumlu bir başarı kazandı. Konut sahibi olmak için çırpınan bir avuç insanın öyküsünü dürüst bir çaba içinde görüntülediği Otobüs Yolcuları, yılın en iyi filmlerinden biri oldu. Sinema eleştirmeni Halit Refiğ, geçirdiği asistanlık döneminden sonra Yasak Aşk la bir ilk film ortaya koydu.
İstanbul Belediyesi, Sanat Festivali ne ek olarak, bir "Yerli Filmler Yarışması" düzenledi:
- En başarılı film: Kırık Çanaklar (Memmduh Ün)
- En başarılı yönetmen: Memduh Ün
- En başarılı senaryo: Metin Erksan (Geecelerin Ötesi)
- En başarılı görüntü yönetmeni: Turgutt Ören (Ölüm Peşimizde)
- En başarılı kadın oyuncu: Lale Oraloğğlu (Kırık Çanaklar)
- En başarılı erkek oyuncu: Eşref Kolçaak (Namus Uğruna)
- En başarılı yardımcı kadın oyuncu: Muualla Kaynak (Kırık Çanaklar)
- En başarılı yardımcı erkek oyuncu: Kaadir Savun (Gecelerin Ötesi)
- Jüri özel armağanı: Atilla Tokatlı, SSelçuk Bakkalbaşı (Denize İnen Sokak)
- İstanbul Belediyesi özel armağanı: Zeeynep Değirmencioğlu (Ayşecik)
İzmir de düzenlenen I. Sanat Festivali ne bu yıl sinema dalı da eklendi. Ve Fuar Filmleri Yarışması adı verilen bu bölümde sonuçlar şöyle saptandı:
- En başarılı film: Denize İnen Sokak ((Atilla Tokatlı)
- En başarılı senarist: Selçuk Bakkalbaaşı (Denize İnen Sokak)
- En başarılı kameraman: Enver Burçkin..
- En başarılı kadın oyuncu: Nurhan Nur..
- En başarılı erkek oyuncu: Ulvi Uraz ((Denize İnen Sokak )
- En başarılı rejisör ise seçilemedi.
1962
131 film çekildi. Bu yılın yeni yapımevleri: Artist Film (Recep Ekicigil), Kazankaya Film (Hasan Kazankaya), Sibel Film (Müfit İlkiz).
Filiz Akın ve Tanju Gürsu, bir dergi (artist) yarışması sonucu sinemaya girdiler. Akın, modern genç kız tipinin Türk sinemasındaki yeni simgesiydi. Ve sinema, ünlü kalemlerin ilgi duyduğu bir sanat dalı oldu. Yazar ve öykücü Tarık Dursun K. Yönetmenlik, romancı Kemal Tahir de senaryoculuk denemelerine başladılar. Bir yeni yönetmende Mehmet Dinler di.
Sami Şekeroğlu nun girişimleriyle ilk özel sinema kulübü kuruldu. Kulüp Sinema 7.
Metin Erksan; Fakir Baykurt un aynı ismi taşıyan romanından uyarladığı Yılanların Öcü yle edebiyat-sinema ilişkilerinin başarılı bir örneğini verdi. Gerçekçi bir köy romanından gerçekçi bir sinemaya dönüşen Erksan ın bu olaylı filmi, yılın en başarılı yapıtıydı. İkinci kez sansürle karşı karşıya gelen Erksan ın filmini Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel Çankaya Köşkü nde izledikten sonra tüm sanatçıları kutladı.
Nevzat Pesen de ilk kez şaşırtıcı bir aşama yaptı. John Steinbeck in Fareler ve İnsanlar adlı romanından Orhan Elmas ın başarıyla Türk toplumuna uyarladığı senaryo, Nevzat Pesen in elinde değerini buldu. Ve Pesen in yönetiminde İkimize Bir Dünya, sinema tarihimizin en sıcak ve duyarlı filmlerinden biri oldu. Ne var ki Pesen, bu ilginç başarısından sonra kendini yenileyemeyecek; İkimize Bir Dünya, bir yönetmenin ilk ve son aşaması olacaktı. Gerçekte bu, bir ekip çalışmasının ortak başarısıydı. Ve Kadir Savun un incelikli oyunu uzun süre akıldan çıkmadı.
1963
Film sayısı 128. Yeni oyuncular Ajda Pekkan ve Tamer Yiğit. İki oyuncu da bir dergi (Ses) yarışması aracılığıyla sinemada işbaşı yaptılar.
Güldürü oyuncusu Öztürk Serengil Adanalı Tayfur la (Zafer Davutoğlu) sıradan bir lahmacuncu tipi yaratarak en parlak dönemine girdi. Uzun süre usta yönetmenlerin yanında asistanlık yapan Zeki Ökten le gazeteci İlhan Engin ilk kez yönetmenlik yaptılar. Engin in sinemayla ilişkisi ise senaryo yazarlığıyla başlamıştı.
Yılın en başarılı filmleri gene Metin Erksan imzasını taşıyor; Acı Hayat ve Susuz Yaz. Aynı zamanda yılın iş yapan filmlerinden biri olup sinemaya sokaktaki adamın dışında aydın bir seyirci kesimini getirebilmeyi başaran Acı Hayat, ilginç bir kent filmiydi. Türkan Şoray ve Ekrem Bora bu filmdeki rolleriyle sınıf atladılar.
Köy gerçeklerinin yanı sıra cinsel bir tutkunun da altını çizen Erksan ın Susuz Yazı nda Hülya Koçyiğit ve Erol Taş başarılı bir oyun sergilediler. Böylece de Metin Erksan, bir biri ardına elde ettiği başarılarla giderek kendini yenileyen bir sinemacı olduğunu her fırsatta gösteriyordu. Genç sinemacılar kuşağından Atıf Yılmaz ın ise kararsız ve tekrarlar içinde yoluna devam ettiği görülüyordu. Örneğin Yarın Bizimdir yılın düzeyli filmlerinden biri olmasına karşılık, bir Gelinin Muradı nı aşmış sayılmazdı.
Bu yıl sinemayla ilgili iki kurum faaliyet gösterdi. Türk Film Prodüktörleri Cemiyeti ile Sine-İş (Sinema İşçileri Sendikası).
Oyuncu Nilüfer Aydan, Şehirdeki Yabancı ile (Halit Refiğ) Moskova Film Şenliği nde şeref diploması aldı.
1964
Film sayısı 180 e ulaştı. Yaşları genç, yeni bir sinemacılar kuşağı da giderek etkinliğini gösteriyordu. Genç sinemacılar taze ve yeni projelerle toplumsal içerikli filmlere ağırlık veriyorlar. Feyzi Tuna, bu genç sinemacılardan. Aşka Susayanlar la adından söz ettiriyor. Tunç Başaran, Kemal İnci ve Remzi Jöntürk, ilk filmlerini yönetiyorlar. Daha önce senaryo çalışmaları yapan öykücü Tarık Dursun K. da Kelebekler Çift Uçar la anlatım olarak yeni bir soluk getirmeye çalışıyorlar.
Yeni yönetmenlerden Cevat Okçugil, Ertem Eğilmez, Orhan Aksoy, Yılmaz Atadeniz çalışmalarını sürdürüyorlar. Daha önceki kuşağın sinemacılarından Nevzat Pesen Ahtapotun Kolları, Orhan Elmas Duvarların Ötesi ve Memduh Ün Ağaçlar Ayakta Ölür le, çok sayıdaki kötü film arasından öne çıkmayı başarabiliyorlar. Daha eskilerden ise Atıf Yılmaz, gerçek kişiliğini bulabilme çabası içinde hem hızlı çalışıyor, hem de sürekli tür değiştiriyor. Erkek Ali ve Keşanlı Ali Destanı bu yıl çektiği düzeyli filmlerden ikisi.
Ama yılın en önemli üç filmi Ertem Göreç, Halit Refiğ ve Metin Erksan dan geliyor. Ertem Göreç in Karanlıkta Uyananlar ı bir boya fabrikasındaki işçileri konu alan ilk grev filmi Türk sinemasında. Halit Refiğ Gurbet Kuşları yla ilginç bir iç göç filmi ortaya koyuyor. Metin Erksan, Suçlular Aramızda yla, çarpıcı görüntüler içeren bir burjuva melodramı sergiliyor. Erksan, estetik ustası bir sinemacı kuşkusuz. Yer yer yabancı etkiler taşıyan anlatımı çoğu kez polemikler yaratıyor. Hırçın bir yönetmen Erksan, ama sinemacı.
Cüneyt Arkın, yeni bir oyuncu. Leyla Sayar, Şehrazat (Halit Refiğ) ve Suçlular Aramızda adlı filmiyle Türk sinemasında vamp kadın tipine yeni bir derinlik kazandırıyor. Fetiş tutkuların, gizemli erotizmin giderek yıldız vampı oluyor Sayar.
Ve Berlin Film Şenliği nde Türk sinemasının ilk büyük zaferi: Metin Erksan, bu uluslararası şenlikte en iyi film seçilen Susuz Yaz la büyük ödül altın ayıyı kazandı. Daha sonra bu başarı nedeniyle Turizm ve Tanıtma Bakanı A. İ. Göğüş, yaptığı bir basın toplantısında filme emeği geçen tüm sanatçılara armağanlar veriyor. Ve bu ilk filmindeki başarılı rolü için Türk Kadınlar Birliği tarafından Hülya Koçyiğit yılın kadın sanatçısı seçildi.
Türk Film Prodüktörleri Cemiyeti ve Antalya Belediyesi nin ortak girişimleriyle, sinema tarihimizin hâlâ sürmekte olan en önemli Film Şenliği düzenlendi. Ve I. Antalya Film Festivali sonuçları:
- En iyi film: Gurbet Kuşları (Halit Reefiğ)
- En iyi yönetmen: Halit Refit (Gurbet Kuşları)
- En iyi görüntü yönetmeni: Ali Uğur (AAcı Hayat)
- En iyi kadın oyuncu: Türkân Şoray (Accı Hayat)
- En iyi erkek oyuncu: İzzet Günay (Ağaaçlar Ayakta Ölür)
- En iyi yardımcı kadın oyuncu: Yıldız Kenter (Ağaçlar Ayakta Ölür)
- En iyi yardımcı erkek oyuncu: Ulvi Urraz (Yarın Bizimdir)
Bu arada Metin Erksan, Susuz Yaz la Venedik Film Festivali "Merito Biennale"de bir ödül daha kazandı.
1965
Bir yıllık süre içinde çekilen 213 filmle Türk sineması, önlenmesi mümkün olmayan bir film enflasyonu başlattı. Altyapısız ve büyük bir karmaşa içinde film sayısı artarken bu sağlıksız hızlı tempo yeni sömürü kaynaklarını da beraberinde getiriyordu. Örneğin yıldız egemenliğinin doruk noktalara ulaşması, bölge işletmecilerinin Türk sinemasını yönlendirme çabaları ve tefeci-yapımcı ilişkisinin ortaya çıkardığı bono sistemine dayalı çarpık ekonomi, bu sömürü düzeninin başlıca kaynaklarıydı.
Semih Evin le başlayan "iç içe çekilen film furyası", yapımcı Hasan Kazankaya ile daha ileri uçlara tırmandı. Ve bu dört ya da altı günlük gibi çok kısa sürelerde, aynı mekânlarda, aynı oyuncularla "şipşak" çekilen bu ucuz "ikiz filmler" bir "gecekondu sineması", başka bir deyişle "konfeksiyon sineması" dönemini başlattı.
Ucuzluk ve başıbozukluk birbiri ardına yeni sinemasal modalar getirdi. Yılın bir yeni türü de "hazretler sineması"ydı. Böylece 1965, Nuri Akıncı nın Hazreti Yusuf un Hayatı adlı filmiyle bir "din sömürüsü"nün başlangıç yılı oldu.
Kalitesiz filmlerin büyük bir sayıya ulaştığı bu dönemde, tek tük de olsa bazı olumlu çabalar görülmüyor değildi. Bu dönemde sinemaya girenlerden Erdoğan Tokatlı Son Kuşlar la başarılı bir ilk film denemesi ortaya koydu. Memduh Ün ün asistanı Bilge Olgaç, bir arayış içindeydi. Tiyatro sanatçısı Haldun Dormen Bozuk Düzen ve Güzel Bir Gün İçin le dikkati çekti.
Filmlerde dekoratör olarak çalışan Duygu Sağıroğlu nun Bitmeyen Yol adlı ilk filmi iç-göç ü içeren gerçekçilik çabaları, olumlu bir çalışma olarak karşılandı. Feyzi Tuna nın elle tutulur bir ilk gençlik filmi olan Yasak Sokaklar ı eski kuşaktan Abdurrahman Palay ın İsyancılar ı, Atıf Yılmaz ın Muradın Türküsü, Halit Refiğ in Kırık Hayatlar ı yılın kayda değer yapıtlarıydı.
Senaryo çalışmalarıyla Türk sinemasına önemli katkıları olan Vedat Türkali ve gazeteci - romancı Cengiz Tuncer de birer film yönettiler. Tuncer in Sevmek Seni adlı filmi, çok aşırı ve bireysel bir sinema denemesi olarak kendi içinde boğuldu. Ve halk önüne de çıkamadı.
Yılın en önemli ve tartışmalı iki filmi gene Metin Erksan la Halit Refiğ den geliyordu. Ersan ın Sevmek Zamanı, yerli motiflerle bezenmiş bir tutkunun, bir kara sevdanın filmi olmasına karşılık, bizden olan kahramanlarının davranış biçimlerinde bir yabancılaşma da ağırlıktaydı. Ama filmin estetik ve görsel zenginliği, yalnızca Erksan a özgü boyutlardaydı.
Senaryosunu Kemal Tahir in yazdığı, Halit Refiğ in Haremde Dört Kadın ı bir çağ filmi olarak belli bir kesimin ilgisini çekerken, Erksan ın Sevmek Zamanı nda olduğu gibi büyük bir ticari başarısızlığa uğradı. Bireysel açıdan ilginç sinema denemeleri olan bu "halktan kopuk" filmlere karşılık, Ertem Eğilmez in "yerli Pigmalyon"u Sürtük yılın en büyük iş yapan filmlerinden biri oldu. Ayrıca Fıstık Gibi Maşallah (Hulki Saner), Fabrikanın Gülü (Ümit Utku), 1964-65 sezonunun en çok iş yapan filmleri listesinde yer aldı.
Görüldüğü gibi yıllar yılı şartlandırılmış yerli film seyirci beğenisinin hangi sınırlarda olduğu ortaya çıkıyor. Ve İstanbul Belediyesi nin tuttuğu rapora göre ise, bir yıl içinde yalnızca kentteki sinemalara 34 milyon 393 bin 634 seyirci girmiş. Demek ki bu açıdan Türk sineması bir altın çağ yaşıyordu.
Bir resimli roman kahramanı olan Karaoğlan dizisiyle Kartal Tibet ün yaptı. Tunç Okan, Selma Güneri de bu yıl sinemaya girdiler. Gene yılın en çok iş yapan filmlerinden bir olan On Korkusuz Adam da (Tunç Başaran) minicik rolüyle dikkati çeken Yılmaz Güney; Duygu Sağıroğlu nun Ben Öldükçe Yaşarım filmindeki duyarlı oyunuyla ön plana geçti.
Türk Sinematek Derneği kuruldu. Ve büyük çoğunluğu öğrencilerden oluşan üyelerine yerli ve yabancı film gösterileri düzenlemeye başladı.
2. Antalya Film Festivali yapıldı:
- En iyi film: Aşk ve Kin (Turgut Demirrağ)
- En iyi 2. film: Keşanlı Ali Destanı ((Atıf Yılmaz)
- En iyi 3. film: Karanlıkta Uyananlar (Ertem Göreç)
- En iyi yönetmen: Atıf Yılmaz (Keşanlıı Ali Destanı)
- En iyi senaryocu: Vedat Türkali (Karaanlıkta Uyananlar)
- En iyi görüntü yönetmeni: Gani Turanllı (Aşk ve Kin)
- En iyi özgün müzik: Nedim Otyam (Karaanlıkta Uyananlar)
- En iyi kadın oyuncu: Fatma Girik (Keşşanlı Ali Destanı)
- En iyi erkek oyuncu: Fikret Hakan (Keeşanlı Ali Destanı)
- En iyi yardımcı kadın oyuncu: Aliye RRona (Hepimiz Kardeşiz)
- En iyi yardımcı erkek oyuncu: Erol Taaş (Duvarların Ötesi)
- En iyi stüdyo: Acar Film
- En iyi kısa metrajlı film: Bir Damla Suyun Hikâyesi (Behlül Dal)
34. İzmir Enternasyonal Fuarı I. Film Şenliği düzenlendi:
- En iyi film: Üç Tekerlekli Bisiklet ((Lütfi Ö. Akad)
- En iyi 2. film: Sahildeki Ceset (Natuuk Baytan)
- En iyi 3. film: Ahtapotun Kolları (Neevzat Pesen)
- En iyi yönetmen: Metin Erksan (Suçlullar Aramızda)
- En iyi senaryocu: Natuk Baytan (Sahilldeki Ceset)
- En iyi kameraman: Kriton İlyadis (Ahttapotun Kolları)
- En iyi kadın oyuncu: Sezer Sezin (Üç Tekerlekli Bisiklet)
- En iyi erkek oyuncu: Fikret Hakan (Keeşanlı Ali Destanı)
- En iyi yardımcı kadın oyuncu: Çolpan İlhan (Ahtapotun Kolları)
- En iyi yardımcı erkek oyuncu: Erol Taaş (Sahildeki Ceset)
- En iyi stüdyo: Acar Film
- En iyi müzik: Yalçın Tura (Keşanlı Alli Destanı)
İlk kez bu yıl düzenlenen Gaziantep Film Şenliği nde ise Kırık Hayatlar (Halit Refiğ) en iyi film seçildi. Milano da (İtalya) Mifed deki yarışmada Metin Erksan, Suçlular Aramızda yla "en iyi sosyal içerikli film armağanı"nı aldı.
1966
Türk sineması rekora doğru gidiyor. Film sayısı 240. Oyuncu Yılmaz Güney, yönetmen olarak ilk filmini çekti: At, Avrat, Silah. Yücel Uçanoğlu, Nazmi Özer, Ferit Ceylan ve Yavuz Figenli yeni yönetmenler. Alp Zeki Heper, Soluk Gecenin Aşk Hikâyeleri nde amatör oyuncular kullandı. Şiirsel görüntülere dayalı, ama soyut bir aşk filmi denemesi olan film, halk önüne çıkmadı. Yalnızca özel gösterilerde izlendi.
Metin Erksan Ölmeyen Aşk la halktan kopuk, yalnızca kendisi için çektiği özgün sinema çalışmasını sürdürdü. Osman Seden, bir çağ filmi olan, Reşat Nuri Güntekin uyarlaması olan iki bölümlü Çalıkuşu yla en başarılı filmini yaptı. Toprağın Kanı, Pembe Kadın, Ah Güzel İstanbul ve Ölüm Tarlası Atıf Yılmaz ın bu yıl çektiği değişik türdeki denemeleriydi. Ve Lütfi Ö. Akad, Sırat Köprüsü adlı filmiyle Türk sinemasında ilk kez geniş perde (cinemaskop) sistemini uyguladı.
Türk sineması kuramcılarının çeşitli kamplara ayrılıp "ATÜT sineması", "halk sineması", "ulusal sinema", "toplumsal gerçekçilik" gibi görüşleri tartıştıkları dönemde Lütfi Ö. Akad, çok önemli bir film patlattı: Senaryo çalışmasını Yılmaz Güney le birlikte yaptığı Hudutların Kanunu, Türk sinema tarihinin en önemli filmiydi. Akad, ikinci kez doğarken, Yılmaz Güney in "büyük oyun"u da uzun süre unutulmayacaktı.
Göksel Arsoy Altın Çocuk dizisiyle tipini değiştirdi. Cüneyt Arkın, çizgi roman kahramanı Malkaçoğlu dizisine yöneldi. Sadri Alışık Turist Ömer le bir güldürü sineması tipine ağırlık verdi. Sinemaya bu yıl giren Yılmaz Gündüz ise bütçesi sınırlı, ucuz maliyetli filmlerin yerli James Bond u oldu.
3. Antalya Film Şenliği nin sonuçları:
- En iyi film: Bozuk Düzen (Haldun Dormmen)
- En iyi 2. film: Toprağın Kanı (Atıf YYılmaz)
- En iyi 3. film: Muradın Türküsü (Atıff Yılmaz)
- En iyi yönetmen: Memduh Ün (Namusum İİçin)
- En iyi senaryo: Erol Keskin, Haldun DDormen (Bozuk Düzen)
- En iyi görüntü yönetmeni: Mustafa Yıllmaz (Namusum İçin)
- En iyi özgün müzik: Nedim Otyam (İsyaancılar)
- En iyi kadın oyuncu: Selma Güneri (Soon Kuşlar)
- En iyi erkek oyuncu: Ekrem Bora (Sürttük)
- En iyi yardımcı kadın oyuncu: Yıldız Kenter (İsyancılar)
- En iyi yardımcı erkek oyuncu: Müşfik Kenter (Bozuk Düzen)
- En iyi stüdyo: Acar Film (Namusum İçiin)
- En iyi kısa metrajlı film: Taşların AAşkı (Behlül Dal)
Tunus ta Kartaca Sinema Günü nde Erksan ın Yılanların Öcü şeref madalyası kazandı.
1967
208 film çekildi. Günlük gazetelerde ve dergilerde yayınlanan çizgi-romanlarla foto-romanların okuyucu üzerindeki etkinliği bu yıl sinemaya da yansıdı. Ve Türk sinemasında yeni bir avantür filmler modası başladı. Başta Killing olmak üzere, Baytekin, Fantoma, Mandrake, Uçan Adam gibi dışarlıklı, yani kahramanları yabancı kökenli bir dizi film yapıldı.
İrfan Ünal Ak-Ün, Berker İnanoğlu Er, Kadri Yurdatap Kadri ve sosyete terzisi Mualla Özbek Efes Film yapımevlerini kurdular.
Yapımcı-yönetmen Osman F. Seden bol yıldızlı filmler yapmaya devam etti. Oyuncu Türkân Şoray Tapılacak Kadın ve Ölümsüz Kadın gibi, adına yazılan senaryolarda yönetmen sinemasının önüne çıkıp "yıldız sistemi"ni bir "mitos" yani "efsane" boyutlarına çıkardı. Erkek oyunculardan Ayhan Işık ise bu "star sistemi"nin ilk büyük kuramcısı olarak yapımcılar üzerindeki egemenliğini sürdürdü. Sokaktaki adamın, lumpen seyircinin sözcüsü olarak devreye giren Yılmaz Güney, yıllardır Türk sinemasına egemen olan yakışıklı adam-güzel kadın anlayışını değiştirip bu kalıpları kırdı. Önceleri döküntü, sıradışı filmlerle marjinal bir sinemacı havası veren Güney, sonraları Atıf Yılmaz ve Lütfi Ö. Akad gibi düzeyli yönetmenlerle çalışarak bu aşamada gerçek oyunculuğu yakaladı. Örneğin Lütfi Ö. Akad ın Kurbanlık Katil adlı filminde son derece şaşırtıcı bir oyun sergiledi. Aynı yıl gene Akad ın Kızılırmak-Karakoyun u, Atıf Yılmaz ın Balatlı Arif ve Kozanoğlu adlı filmleri, yılın sağlam yapıtlarıydı. Özelliklede Kızılırmak-Karakoyun yılın filmiydi.
Bu arada Türkân Şoray da Güney in yolunu izleyip Lütfi Ö. Akad la çalıştı. Bu işbirliğinin ilk filmi Ana ydı. Ve ilk kez Şoray, Otobüs Yolcuları ve Acı Hayat sayılmazsa gerçekçi bir tipi canlandırıp bir köylü kadınını oynadı.
4. Antalya Film Festivali yapıldı:
- En iyi dram filmi: Zalimler (Yılmaz DDuru),
- En iyi tarihi film: Bir Millet Uyanıyyor (Ertem Eğilmez)
- En iyi komedi filmi: Güzel Bir Gün İççin (Haldun Dormen)
- En iyi yönetmen: Yılmaz Duru (Zalimleer)
- En iyi oyuncu: Erol Günaydın, Erol Keeskiner (Güzel Bir Gün İçin)
- En iyi görüntü yönetmeni:Ali Uğur (Zaalimler)
- En iyi kadın oyuncu: Fatma Girik (Sürrtüğün Kızı)
- En iyi erkek oyuncu: Yılmaz Güney (Huudutların Kanunu)
- En iyi yardımcı kadın oyuncu: Aliye RRona (Zalimler)
- En iyi yardımcı erkek oyuncu: Erol Güünaydın (Güzel Bir Gün İçin)
- En iyi film stüdyosu: Acar Film (Çalııkuşu)
- En iyi kısa metrajlı film: Ay Doğarkeen (Behlül Dal)
- En iyi 2.dram filmi: Hudutların Kanunnu (Lütfi Ö. Akad)
Bu yıl bir ödülde yurt dışından geldi. Atıf Yılmaz ın Ah Güzel İstanbul u, Bordighera da (İtalya) düzenlenen Komik ve Mizahi Filmler Yarışması nda gümüş ağaç ödülünü kazandı.
1968
117 film çekildi. Renkli film yapımı hızlandırıldı. Yeni yönetmenler Aykut Düz, Çetin İnanç ve Melih Gülgen. Bu yenilerden Çetin İnanç, piyasa koşullarına uygun ucuz serüven filmleriyle ön plana çıktı. Yeni oyunculardan biri, Uğur Güçlü oldu.
Seyfi Havaeri nin Kara Sevda adlı şarkılı-türkülü melodramı, özelliklede Anadolu bölgelerinde büyük iş yaptı. İzdiham nedeniyle bazı sinemaların kapıları kırıldı.
Ustalardan Atıf Yılmaz (Yasemin in Tatlı Aşkı, Köroğlu, Cemile), Memduh Ün (Vuruldum Bir Kıza, İlk ve Son) ve Lütfi Ö. Akad da (Kader Böyle İstedi) bir yorgunluk belirtileri görüldü. İçlerinden yalnızca Akad, Vesikalı Yarim le durumu dengelemeye çalıştı. Orhan Elmas ise Ezo Gelin le en iyi filmini ortaya koydu.
Metin Erksan, gene Kuyu ile yeni tartışmalar getirdi. Erksan a özgü "şiddet sineması"nın yeni ve son bir örneğini verdi. Görkemli gösteri biçimleriyle sapıklığa varan bir tutkulu aşkın trajik öyküsüydü anlattığı.
Yılmaz Güney in Seyyit Han ı yılın önemli filmlerinden biri oldu. Halk sineması koşullarına uygun, şiirsel ve destansı anlatımı Türk sinemasına bir "umut ışığı" getiriyordu. Taze ve diri bir soluktu bu.
Geleneksel bir biçimde sürdürülen Antalya Film Şenliği nde sonuçlar şöyle gelişti:
- En iyi film: İnce Cumali (Yılmaz Duruu)
- En iyi 2. film: Vesikalı Yarim (Lütfii Ö. Akad)
- En iyi 3. film: Ölüm Tarlası (Atıf Yıılmaz)
- En iyi yönetmen: Yılmaz Duru (İnce Cuumali)
- En iyi senaryocu: Türkân Duru (İnce CCumali)
- En iyi görüntü yönetmeni: Gani Turanllı (Ölüm Tarlası)
- En iyi kadın oyuncu: Türkân Şoray (Veesikalı Yarim)
- En iyi erkek oyuncu: Fikret Hakan (Öllüm Tarlası)
- En iyi yardımcı kadın oyuncu: Aliye RRona (Son Gece)
- En iyi yardımcı erkek oyuncu: Erol Taaş (İnce Cumali)
- En iyi stüdyo: Erman Film (Kurbanlık Katil)
- En iyi kısa metrajlı film: Altın Bıçaaklar (Behlül Dal)
Türk Filmi Arşivi, T.C. Dışişleri Bakanlığı ve Fransız Kültür Bakanlığı nın işbirliği sonucu Paris te Türk Filmleri Haftası düzenlendi. Ve gösteriye Sevmek Zamanı (Metin Erksan), Kızılırmak-Karakoyun (Lütfi Ö. Akad), Bitmeyen Yol (Duygu Sağıroğlu), Denize İnen Sokak (Atilla Tokatlı) katıldılar.
1969
Film sayısı 230. Zorro türü serüven filmlerinin giderek arttığı bir dönemde Metin Erksan da Ateşli Çingene, Dağlar Kızı Reyhan gibi filmlerle bir gerileme başladı. Dış kaynaklı çizgi roman kahramanlarına karşılık yerli bir çizgi roman kahramanı ortaya çıkarıldı. Orta Asyalı bu tarihsel serüven kahramanı Tarkan dı.
Bu tür çeşitli denemelerin yapıldığı sıra, yılın en dikkati çeken filmi Halit Refiğ den geldi. Batılı bir kadınla bir Türk erkeğinin insancıl açıdan birbirlerine yaklaşımlarını, evrensel boyutlara ulaşan sevecenliklerini işleyen Bir Türke Gönül Verdim, Refiğ in yeni bir aşamasıdır. Ve Ahmet Mekin in oyunu da gerçek bir yaşamdan alınmış öykü içinde yerini bulur.
Adana Sinema Kulübü, Adana Belediyesi ve Devlet Film Arşivi nin ilk kez düzenledikleri I. Altın Koza Türk Filmi Festivali sonuçları şöyledir:
- En iyi film: Kuyu (Metin Erksan)
- En iyi 2. film: Ezo Gelin (Orhan Elmaas)
- En iyi 3. film: Seyyit Han (Yılmaz Güüney)
- En iyi yönetmen: Metin Erksan (Kuyu)*
- En iyi senaryo: Safa Önal (Menekşe Göözler)
- En iyi görüntü yönetmeni: Gani Turanllı (Seyyit Han)
- En iyi fon müzikçisi: Nedim Otyam (Seeyyit Han)
- En iyi kadın oyuncu: Fatma Girik (Ezoo Gelin)
- En iyi erkek oyuncu: Yılmaz Güney (Seeyyit Han)
- En iyi yardımcı kadın oyuncu: Aliye RRona (Kuyu, Kader Böyle İstedi)
- En iyi yardımcı erkek oyuncu: Hayati Hamzaoğlu (Kuyu)
- En iyi stüdyo: Lale Film
En iyi film ve yönetmenin seçilmediği 6. Antalya Film Festivali nde ise şu sonuçlar alındı:
- En iyi 2. film: Bin Yıllık Yol (Yılmaaz Duru)
- En iyi 3. film: İnsanlar Yaşadıkça (MMemduh Ün)
- En iyi senaryocu: Türkân Duru (Bin Yııllık Yol)
- En iyi görüntü yönetmeni: Ali Yaver ((Öksüz)
- En iyi kadın oyuncu: Hülya Koçyiğit ((Cemile)
- En iyi erkek oyuncu:Cüneyt Arkın (İnssanlar Yaşadıkça)
- En iyi yardımcı kadın oyuncu:Muazzez Arçay (Bin Yıllık Yol)
- En iyi yardımcı erkek oyuncu:Ferit Şeevki (Cemile)
- En iyi çocuk oyuncu: Zafer Karakaş (CCemile)
- En iyi kısa metrajlı film: Rüya Gibi (Behlül Dal)
1970
226 film çekildi.Yeni oyuncu Selda Alkor. Yeni yönetmenler Yücel Çakmaklı ve Temel Gürsu.
Yapımcı Türker İnanoğlu nun girişimleriyle Türk -İran ortak yapım çalışmaları başladı. Ve bu çalışmalar geniş perde sistemiyle (cinemaskop) sürdürüldü. Ertem Göreç in Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler iyle Türk sinemasında masal filmleri dönemi açıldı. Yumurcak (Türker İnanoğlu) ve Afacan (Menderes Utku) gibi filmlerle "çocuk kahramanları ağır basan" bir sinema türü ortaya çıktı. Çeko (Çetin İnanç), yılın iş filmlerinden biri oldu. Aynı zamanda Yılmaz Köksal a ün yaptırdı.
İddialı ve ünlü yönetmenler "suskunluk dönemi"ne girdi. Eyvah (Metin Erksan), Meçhul Kadın (Duygu Sağıroğlu), Kara Gözlüm (Atıf Yılmaz) gibi "arabesk-melo" türü filmlere ağırlık verdikleri dönemde Umut, yeni bir "dönüm noktası"
getirir Türk sinemasına. Çünkü, Yılmaz Güney in mizansen cambazlıkları arkasına sığınmadan sade ve yalın bir dille meydana getirdiği Umut, gerçekçi çabaları belgeci bir tutumla en iyi yansıtan bir yapıttı. "Umudu umutsuzluğa dönüştüren" ilginç bir sinema örneğiydi kuşkusuz...
Temel Gürsu nun ilk filmi Dikkat Kan Aranıyor, Bilge Olgaç ın Kerim Korcan uyarlaması Linç, yılın sözü edilen filmleriydi. Yücel Çakmaklı ise, Birleşen Yollar la İslam düşüncesinin ilk örneğini oluşturan, "milli sinema" akımını başlattı.
2. Adana Film Festivali yapıldı:
- En iyi film: Umut (Yılmaz Güney)
- En iyi 2.film: Bir Türke Gönül Verdimm (Halit Refiğ)
- En iyi 3.film: Linç (Bilge Olgaç)
* - En iyi yönetmen: Bilge Olgaç (Linç) - En iyi senaryocu: Yılmaz Güney (Umut))
- En iyi görüntü yönetmeni: Ali Yaver ((Linç)
- En iyi ton müziği: Arif Erkin (Umut)*
- En iyi kadın oyuncu: Fatma Girik (Büyyük Yemin)
- En iyi erkek oyuncu: Yılmaz Güney (Ummut)
- En iyi yardımcı kadın oyuncu: Seden KKızıltunç (Bir Türke Gönül Verdim)
- En iyi yardımcı erkek oyuncu: Bilal İİnci (Büyük Yemin)
- En iyi stüdyo: Lale Film.
7. Antalya Film Festivali nin sonuçları:
- En iyi film: Bir Çirkin Adam (Yılmaz Güney)
- En iyi 2.film: Kınalı Yapıncak (Orhann Aksoy)
- En iyi 3.film:Büyük Öç (Yılmaz Duru)*
- En iyi yönetmen: Ertem Eğilmez (Kalbiimin Efendisi)
- En iyi senaryocu: Sadık Şendil (Kalbiimin Efendisi)
- En iyi görüntü yönetmeni: Kriton İlyaadis (Kınalı Yapıncak)
- En iyi kadın oyuncu: Belgin Doruk (Yuuvanın Bekçileri)
- En iyi erkek oyuncu: Yılmaz Güney (Biir Çirkin Adam)
- En iyi yardımcı kadın oyuncu: Lale Beelkıs (Kalbimin Efendisi)
- En iyi yardımcı erkek oyuncu:Hayati HHamzaoğlu (Bir Çirkin Adam)
- En iyi çocuk oyuncu: İlker İnanoğlu ((Yumurcak)
- En iyi kısa metrajlı film: Vurgun (Beehlül Dal)
Bu yıl ayrıca iki Türk filmi yurt dışında ödüllendirildi. Umut (Yılmaz Güney), Grenoble Film Şenliği nde (Fransa) özel jüri ödülü; Yara (Ümit Utku) Tanca Film Festivali nde üçüncülük ödülünü kazandılar.