Çiftcinin duası
Çiftçi harmanını kaldırmış, ekinini kurutuyormuş. Öğleden sonra gökyüzünü kara kara bulutlar kaplamış:
- Allah'ım, ne olirsen ekinim gurumadan yağmurunu yağdırma. Allah'ım, bir kaç gün daha yağmurunu yağdirma, ne olirsen...
diye dualar edip durmuş. Ekini tam kurudu kuruyacak, akşam üzeri, son yarım saatte bardaktan boşanırcasına yağmur başlamış. Tüm ekini çürümüş. O hırsla eve gelmiş. Bir de bakmiş ki; eşeğini de yıldırım çarpmış.
Bu olay çiftçinin içine oturmuş ama bir şey de yapamamış. Zaman geçmiş. Ramazan gelmiş. İlk gün niyetlenmiş. İftara tam yarım saat kala, bir sigara çıkartıp yakmış. İlk nefesini şöyle bir güzelce çekmiş ve gökyüzüne bakarak üflemiş.
- Nasil, güzel oliy mi? Ölen eşeği de gurbana saymazsam şerefsizim!
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::
Soru cevap
Otobüsle giderken, Bolu Dağı'nda verilen molada hemen tuvalete koşturdu. Korkunç sıkışmıştı. Şansına boş kabin bulup kendini oraya attı. Tam oturmuştu ki yan kabinden bir ses "merhaba" dedi.
Adam şaşkın "Merhaba" diye cevap verdi.
- Nasılsın?
İlk defa başına böyle bir şey geliyordu. Yine şaşkın şaşkın yanıtladı:
- Sağ ol, iyiyim. sen nasılsın?
- Ne yapıyorsun?
Bir an tereddüt geçirdi. Adam onun tuvalette olduğunu bildiği için mutlaka ne yaptığını da biliyordu. Düşündü ve yanıtladı:
- Ben, İstanbul'dan Ankara'ya gidiyorum. Sen nereye gidiyorsun?
- Hayatım, telefonu kapatıyorum. Yandaki tuvalette bir gerizekalı var. Sana sorduğum sorulara yanıt verip duruyor. Ben seni sonra ararım.
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::
Temel ile Dursun bir akşam otobanda iki sarışını arabalarına almışlar ve ıssız, kuytu bir yere gitmek için basmışlar gaza. Bir saat sonra gidecekleri yere varınca sarışınlardan biri demiş ki:
— Şimdiden söyleyelim, biz dönme'yiz.
Temel kendinden emin bir şekilde cevap vermiş:
— Valla bu kadar yol geldikten sonra biz hiç dönmeyiz.