<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[ExForum | Paylaşımın Merkezi - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.exforum.net/</link>
		<description>ExForum | Paylaşımın Merkezi - http://www.exforum.net</description>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2008 09:58:37 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Geleceğin PC'lerini şimdiden görün]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12674</link>
			<pubDate>Fri, 25 Jul 2008 07:22:18 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12674</guid>
			<description><![CDATA[Geleceğin PC'lerini şimdiden görün

25 Temmuz 2008 02:15

Kimi tasarım, kimi kullanım anlamında çağımızın ötesinde. Futbol fanatiklerinden kahve tutkunlarına kadar herkes için bir gelecek bilgisayarı bu haberde. 



Microsoft'un sponsorluğuyla yapılan yeni nesil PC tasarım yarışmasının katılımcıları, birbirinden ilginç tasarımların yanı sıra ihtiyaca özel kullanım alanlarına hitap etmeleriyle de ilgi topladı. 

Finale kalanlar arasında, "kahvaltı masası" bilgisayarından, "kol bandına" kadar birçok farklı temaya sahip model bulunuyor. İşte geleceğin kişisel bilgisayarları:

Napkin PC
Kalemle aktif edilen peçete şeklindeki dokunmatik ekranlar, özellikle ekip çalışmasının verimliliğini artırmayı amaçlıyor.

 

Listenin tamamı için buraya tıklayın.
Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.


BAZI GÖRÜNTÜLER

Napkin PC
Kalemle aktif edilen peçete şeklindeki dokunmatik ekranlar, özellikle ekip çalışmasının verimliliğini artırmayı amaçlıyor.
 


WITHUS
Fiziksel çalışmalar ve oynarken öğretme yöntemi ile okul öncesi eğitim daha eğlenceli hale geliyor.
 


Backpacker's Diary
Sık seyahat edenler, farklı sayfalarda farklı özellikler taşıyan ve güneşle şarj olan bir bilgisayara gelecekte kavuşabilir.
 


DNA
Projektör, klavye ve güç ünitesi dışındaki her parçayı değiştirerek tamamen size özel bir bilgisayara sahip olmak ne zaman mümkün olacak?
 


FIT
Kolda taşınan MP3 çalarların bir sonraki adımı, kol bandı şeklinde detaylı spor ve diyet bilgileri görüntüleyen bir sağlık rehberi.
 


Yuno
Kahvaltınızı ederken bir yandan çay veya kahve fincanınızın üzerinde ihtiyaç duyduğunuz bilgileri görebileceğiniz dokunmatik bir ekran olsa hoş olmaz mıydı?



Palette
Görsel algılayıcı ile renk tanımlayabilen bir ekran yüzeyi, teknolojik ressamların tam da ihtiyacı olan şey.
 


Siafu
Görme engellilere özel olarak tasarlanan Siafu, dokunmaya duyarlı kontrol deneyiminin gelecekteki hali için ipuçları taşıyor.
 


The Coach's Clipboard
Fantezi sporlarından vazgeçemeyenler için anlık bilgiler, analizler, önemli gelişmeler ve aktiviteler her daim erişilebilir durumda.
 


T-Horizon
Klasör tasarımı ve çıkarılabilir işlem ünitesi ile çift taraflı, transparan ve esnek ekranlar, toplantı insanlarının ilgisini çekecek türden.
 


Smartchef
Özellikle ev hanımları için, mutfakta geçen uzun saatleri çok daha eğlenceli ve çekilir hale getirmek mümkün.
 


Haber7
shiftdelete.net/]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Geleceğin PC'lerini şimdiden görün

25 Temmuz 2008 02:15

Kimi tasarım, kimi kullanım anlamında çağımızın ötesinde. Futbol fanatiklerinden kahve tutkunlarına kadar herkes için bir gelecek bilgisayarı bu haberde. 



Microsoft'un sponsorluğuyla yapılan yeni nesil PC tasarım yarışmasının katılımcıları, birbirinden ilginç tasarımların yanı sıra ihtiyaca özel kullanım alanlarına hitap etmeleriyle de ilgi topladı. 

Finale kalanlar arasında, "kahvaltı masası" bilgisayarından, "kol bandına" kadar birçok farklı temaya sahip model bulunuyor. İşte geleceğin kişisel bilgisayarları:

Napkin PC
Kalemle aktif edilen peçete şeklindeki dokunmatik ekranlar, özellikle ekip çalışmasının verimliliğini artırmayı amaçlıyor.

 

Listenin tamamı için buraya tıklayın.
Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.


BAZI GÖRÜNTÜLER

Napkin PC
Kalemle aktif edilen peçete şeklindeki dokunmatik ekranlar, özellikle ekip çalışmasının verimliliğini artırmayı amaçlıyor.
 


WITHUS
Fiziksel çalışmalar ve oynarken öğretme yöntemi ile okul öncesi eğitim daha eğlenceli hale geliyor.
 


Backpacker's Diary
Sık seyahat edenler, farklı sayfalarda farklı özellikler taşıyan ve güneşle şarj olan bir bilgisayara gelecekte kavuşabilir.
 


DNA
Projektör, klavye ve güç ünitesi dışındaki her parçayı değiştirerek tamamen size özel bir bilgisayara sahip olmak ne zaman mümkün olacak?
 


FIT
Kolda taşınan MP3 çalarların bir sonraki adımı, kol bandı şeklinde detaylı spor ve diyet bilgileri görüntüleyen bir sağlık rehberi.
 


Yuno
Kahvaltınızı ederken bir yandan çay veya kahve fincanınızın üzerinde ihtiyaç duyduğunuz bilgileri görebileceğiniz dokunmatik bir ekran olsa hoş olmaz mıydı?



Palette
Görsel algılayıcı ile renk tanımlayabilen bir ekran yüzeyi, teknolojik ressamların tam da ihtiyacı olan şey.
 


Siafu
Görme engellilere özel olarak tasarlanan Siafu, dokunmaya duyarlı kontrol deneyiminin gelecekteki hali için ipuçları taşıyor.
 


The Coach's Clipboard
Fantezi sporlarından vazgeçemeyenler için anlık bilgiler, analizler, önemli gelişmeler ve aktiviteler her daim erişilebilir durumda.
 


T-Horizon
Klasör tasarımı ve çıkarılabilir işlem ünitesi ile çift taraflı, transparan ve esnek ekranlar, toplantı insanlarının ilgisini çekecek türden.
 


Smartchef
Özellikle ev hanımları için, mutfakta geçen uzun saatleri çok daha eğlenceli ve çekilir hale getirmek mümkün.
 


Haber7
shiftdelete.net/]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çin'de 4.8 büyüklüğünde deprem]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12673</link>
			<pubDate>Fri, 25 Jul 2008 04:19:34 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12673</guid>
			<description><![CDATA[Çin'de 4.8 büyüklüğünde deprem

24 Temmuz 2008 06:15

Çin'de şiddetli bir deprem meydana geldi. Depremin aletsel büyüklüğü 4.8 olarak ölçüldü. 
 


ABD Ulusal Jeoloji Araştırmaları ve Deprem Bilgi Merkezi verilerine göre Çin'in Sinchuan bölgesinin Gansu sınırında aletsel büyüklüğü 5.8 olarak kaydedilen bir deprem meydana geldi. Yerkabuğunun 10 kilometre derinliğinde oluşan deprem, Guangyuan yerleşim birimine 46 kilometre mesafede yaşandı. Yerel saatle 03.54'teki sarsıntı vatandaşlar arasında paniğe neden olurken, olayda ölen ya da yaralanan olmadı.

(İHA)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Çin'de 4.8 büyüklüğünde deprem

24 Temmuz 2008 06:15

Çin'de şiddetli bir deprem meydana geldi. Depremin aletsel büyüklüğü 4.8 olarak ölçüldü. 
 


ABD Ulusal Jeoloji Araştırmaları ve Deprem Bilgi Merkezi verilerine göre Çin'in Sinchuan bölgesinin Gansu sınırında aletsel büyüklüğü 5.8 olarak kaydedilen bir deprem meydana geldi. Yerkabuğunun 10 kilometre derinliğinde oluşan deprem, Guangyuan yerleşim birimine 46 kilometre mesafede yaşandı. Yerel saatle 03.54'teki sarsıntı vatandaşlar arasında paniğe neden olurken, olayda ölen ya da yaralanan olmadı.

(İHA)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bilgisayarınızı daha hızlı arayın]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12672</link>
			<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 08:41:28 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12672</guid>
			<description><![CDATA[Bilgisayarınızı daha hızlı arayın

24 Temmuz 2008 00:06

Windows Vista ve XP yüklü bilgisayarınızda, arama yaparken daha hızlı sonuç almak için Microsoft tarafından sessiz sedasız duyurulan bir yazılım var. 
 


Windows işletim sistemlerinde daha hızlı arama yapmanızı sağlayan Windows Search 4.0, sessiz sedasız çıktı. Windows Update üzerinden de indirebileceğiniz bu yazılım, yüksek öncelikli olarak işaretlenmediğinden dolayı gözünüzden kaçması muhtemel. Oysa, bilgisayarınızda bir dosya ararken harcadığınız zamanın önemi tartışılmaz. Uzun süreler beklemek yerine hem bilgisayarınızı daha az yorarak diğer işlemlerinizi yapmaya devam edebilir hem de daha kısa zamanda aradığınız dosyaya ulaşabilirsiniz. 

İndirin 
 
Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.
Yükleme işlemi biraz zaman alıyor.

Aşağıdaki bağlantılar üzerinden işletim sisteminize uygun olan yamayı yükleyin. Yükleme işlemi bittikten sonra bilgisayarınızı yeniden başlatmalısınız. 

:: Windows XP (32 Bit)
Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.

:: Windows XP (64 Bit)
Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.

:: Windows Vista (32 Bit)
Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.

:: Windows Vista (64 Bit)
Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.

:: Yazılım hakkında yardım almak ve deneyimlerinizi paylaşmak için buraya tıklayın. 
Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.

Haber7]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bilgisayarınızı daha hızlı arayın

24 Temmuz 2008 00:06

Windows Vista ve XP yüklü bilgisayarınızda, arama yaparken daha hızlı sonuç almak için Microsoft tarafından sessiz sedasız duyurulan bir yazılım var. 
 


Windows işletim sistemlerinde daha hızlı arama yapmanızı sağlayan Windows Search 4.0, sessiz sedasız çıktı. Windows Update üzerinden de indirebileceğiniz bu yazılım, yüksek öncelikli olarak işaretlenmediğinden dolayı gözünüzden kaçması muhtemel. Oysa, bilgisayarınızda bir dosya ararken harcadığınız zamanın önemi tartışılmaz. Uzun süreler beklemek yerine hem bilgisayarınızı daha az yorarak diğer işlemlerinizi yapmaya devam edebilir hem de daha kısa zamanda aradığınız dosyaya ulaşabilirsiniz. 

İndirin 
 
Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.
Yükleme işlemi biraz zaman alıyor.

Aşağıdaki bağlantılar üzerinden işletim sisteminize uygun olan yamayı yükleyin. Yükleme işlemi bittikten sonra bilgisayarınızı yeniden başlatmalısınız. 

:: Windows XP (32 Bit)
Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.

:: Windows XP (64 Bit)
Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.

:: Windows Vista (32 Bit)
Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.

:: Windows Vista (64 Bit)
Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.

:: Yazılım hakkında yardım almak ve deneyimlerinizi paylaşmak için buraya tıklayın. 
Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.

Haber7]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İslam dininin '11 Eylül zaferi']]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12671</link>
			<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 08:29:33 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12671</guid>
			<description><![CDATA[İslam dininin '11 Eylül zaferi'

22 Temmuz 2008 14:05

İngiltere İçişleri Bakanı Jackoi Smith geçenlerde BBC&#8217;ye verdiği demeçte İslam&#8217;ın Avrupa&#8217;da akıllara durgunluk veren yayılma hızıyla ilgili ilginç bilgiler verdi. 
 

 
Cengiz TANIK'ın haberi

İngiltere İçişleri Bakanı Jackoi Smith&#8217;e göre, İngiltere&#8217;de her yıl 50 bin İngiliz İslam dinine giriyor. 

Bakan, 11 Eylül 2001 olaylarından beri toplam 400 bin İngilizin Müslüman olduğunu söyledi. 

 İngiltere&#8217;de iki milyondan fazla Müslüman olduğunu ve Hıristiyanlıktan sonra ikinci din haline geldiğini bildiren&nbsp;&nbsp;İngiliz bakan, aynı zamanda Müslümanların ihtiyacını karşılayacak bir İslam Üniversitesi kurulması gerektiğini söylüyor. 
İslam dininin Avrupa&#8217;da yayılma hızı, Avrupalı politikacıları, dini liderleri, araştırmacıları ve basını şaşırtıyor. Avrupalıların İslam dinine girmeleri 11 Eylül olaylarından sonra akılları hayrette bırakacak şekilde bir ivme kazandı. 
Araştırmacılar, bunun başlıca sebebinin Batı toplumundaki dini ve kültürel değerlerin erozyona uğraması sonucu, İslam&#8217;ın daha kapsamlı ve doyurucu olması; sağlam sosyal ve aile yapısını sunmasına bağlıyorlar. 

ABD&#8217;nin saygın dergilerinden olan Time dergisi geçenlerde yayınladığı bir raporunda, Batı&#8217;da yüzlerce caminin yapıldığını ve artık Avrupa şehirlerinin çoğunda günde beş kez &#8216;ezan&#8217; duyulmaya başlandığını yazdı. 

Geçenlerde yayınlanan BM raporuna göre Avrupa&#8217;da 21 milyon Müslüman yaşıyor. Ancak,&nbsp;&nbsp;Avrupa Müslüman Azınlıklar Yönetim Kurulu Başkanı Dr Mahmud Sıddık Said bu sayının 50 milyon olabileceğini söylüyor. 
Avrupa&#8217;da Müslüman sayısının artması ile birlikte, cami ve İslam merkezlerinin de sayısı hızla artıyor. 

1963&#8217;de İngiltere&#8217;de sadece 13 cami bulunuyordu. Şimdi ise 600 cami ve 1400 İslam organizasyonları var. 

6 milyon Müslümanın yaşadığı Fransa&#8217;da 1300 cami ve İslam merkezi ile 600 civarında İslam organizasyonu bulunuyor. 

Almanya&#8217;da 4 milyon Müslüman yaşıyor. 1400 cami ve İslam merkezi var. 
İtalya&#8217;da ise 1 milyon Müslüman yaşıyor ve 450 cami ve İslam merkezi var. Roma&#8217;da 30 milyon dolara mal olacak büyük bir cami yapılıyor. 
Kanada&#8217;da İslam dinine giren Kanadalı sayısı 1991 ile 2001 arasında yüzde 130 arttı. 

İsviçre&#8217;de de 11 Eylül olayından sonra 6 bin Hıristiyan Müslüman oldu. 
San Diego Üniversitesi&#8217;nde çalışan araştırmacı Jan Wax,&nbsp;&nbsp;2020 yılına kadar her dört Avrupalı&#8217;dan birinin Müslüman olacağını söylüyor. 
Yine araştırmalara göre, yakın bir zamanda Müslümanların Avrupa işgücünün yüzde 20&#8217;sini oluşturacağı ve Avrupa&#8217;nın siyasi geleceğini etkileyeceği belirtiliyor.

 En çarpıcı haberi ise İtalyan The Journal dergisi veriyor. Önümüzdeki 200 yıl içinde bütün Avrupa&#8217;nın İslam dinine gireceğini ve İslam&#8217;ın tek din olacağını yazıyor. 

HABERİN İNGİLİZCE METNİ İÇİN BAKINIZ
Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.

Haber7

ARKADAŞLAR BU HABER HAKKINDAKİ YORUMLARI MUTLAKA OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM. AŞAĞIDAKİ LİNKE TIKLAYARAK!!!

Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İslam dininin '11 Eylül zaferi'

22 Temmuz 2008 14:05

İngiltere İçişleri Bakanı Jackoi Smith geçenlerde BBC&#8217;ye verdiği demeçte İslam&#8217;ın Avrupa&#8217;da akıllara durgunluk veren yayılma hızıyla ilgili ilginç bilgiler verdi. 
 

 
Cengiz TANIK'ın haberi

İngiltere İçişleri Bakanı Jackoi Smith&#8217;e göre, İngiltere&#8217;de her yıl 50 bin İngiliz İslam dinine giriyor. 

Bakan, 11 Eylül 2001 olaylarından beri toplam 400 bin İngilizin Müslüman olduğunu söyledi. 

 İngiltere&#8217;de iki milyondan fazla Müslüman olduğunu ve Hıristiyanlıktan sonra ikinci din haline geldiğini bildiren&nbsp;&nbsp;İngiliz bakan, aynı zamanda Müslümanların ihtiyacını karşılayacak bir İslam Üniversitesi kurulması gerektiğini söylüyor. 
İslam dininin Avrupa&#8217;da yayılma hızı, Avrupalı politikacıları, dini liderleri, araştırmacıları ve basını şaşırtıyor. Avrupalıların İslam dinine girmeleri 11 Eylül olaylarından sonra akılları hayrette bırakacak şekilde bir ivme kazandı. 
Araştırmacılar, bunun başlıca sebebinin Batı toplumundaki dini ve kültürel değerlerin erozyona uğraması sonucu, İslam&#8217;ın daha kapsamlı ve doyurucu olması; sağlam sosyal ve aile yapısını sunmasına bağlıyorlar. 

ABD&#8217;nin saygın dergilerinden olan Time dergisi geçenlerde yayınladığı bir raporunda, Batı&#8217;da yüzlerce caminin yapıldığını ve artık Avrupa şehirlerinin çoğunda günde beş kez &#8216;ezan&#8217; duyulmaya başlandığını yazdı. 

Geçenlerde yayınlanan BM raporuna göre Avrupa&#8217;da 21 milyon Müslüman yaşıyor. Ancak,&nbsp;&nbsp;Avrupa Müslüman Azınlıklar Yönetim Kurulu Başkanı Dr Mahmud Sıddık Said bu sayının 50 milyon olabileceğini söylüyor. 
Avrupa&#8217;da Müslüman sayısının artması ile birlikte, cami ve İslam merkezlerinin de sayısı hızla artıyor. 

1963&#8217;de İngiltere&#8217;de sadece 13 cami bulunuyordu. Şimdi ise 600 cami ve 1400 İslam organizasyonları var. 

6 milyon Müslümanın yaşadığı Fransa&#8217;da 1300 cami ve İslam merkezi ile 600 civarında İslam organizasyonu bulunuyor. 

Almanya&#8217;da 4 milyon Müslüman yaşıyor. 1400 cami ve İslam merkezi var. 
İtalya&#8217;da ise 1 milyon Müslüman yaşıyor ve 450 cami ve İslam merkezi var. Roma&#8217;da 30 milyon dolara mal olacak büyük bir cami yapılıyor. 
Kanada&#8217;da İslam dinine giren Kanadalı sayısı 1991 ile 2001 arasında yüzde 130 arttı. 

İsviçre&#8217;de de 11 Eylül olayından sonra 6 bin Hıristiyan Müslüman oldu. 
San Diego Üniversitesi&#8217;nde çalışan araştırmacı Jan Wax,&nbsp;&nbsp;2020 yılına kadar her dört Avrupalı&#8217;dan birinin Müslüman olacağını söylüyor. 
Yine araştırmalara göre, yakın bir zamanda Müslümanların Avrupa işgücünün yüzde 20&#8217;sini oluşturacağı ve Avrupa&#8217;nın siyasi geleceğini etkileyeceği belirtiliyor.

 En çarpıcı haberi ise İtalyan The Journal dergisi veriyor. Önümüzdeki 200 yıl içinde bütün Avrupa&#8217;nın İslam dinine gireceğini ve İslam&#8217;ın tek din olacağını yazıyor. 

HABERİN İNGİLİZCE METNİ İÇİN BAKINIZ
Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.

Haber7

ARKADAŞLAR BU HABER HAKKINDAKİ YORUMLARI MUTLAKA OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM. AŞAĞIDAKİ LİNKE TIKLAYARAK!!!

Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kekemeler 15 günde konuşuyor]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12670</link>
			<pubDate>Wed, 23 Jul 2008 15:09:52 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12670</guid>
			<description><![CDATA[Kekemeler 15 günde konuşuyor

22 Temmuz 2008 15:07

Beyaz Sanat Konuşma Merkezi, geliştirdiği Kekemelodi adlı Programıyla kekemeleri 15 günde konuşturuyor. 

 


Doğru nefes alma, ayna terapisi ve özgüven çalışmalarıyla yapılan eğitim sonunda kekemeler için yeni bir hayat başlıyor. Hayatı korku ve endişe içinde geçen kekemeler eğitim sonunda özgüvenin ve rahat konuşabilmenin mutluluğunu yaşıyor. 

Ahmet Sait, 14 yaşında cıvıl cıvıl bir çocuk. Konuşurken gözlerinin içi gülüyor. Daha 12 gün öncesine kadar konuşmanın kendisi için hayatındaki en büyük problem olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: &#8220;Önceden insanlarla karşıkarşıya gelmek onlarla muhatap olmak istemezdim. Hele bir gazeteci, televizyoncuyla konuşacağımı hayal bile edemezdim. Ama şimdi resmen konuşacak adam arıyorum.&#8221; Almanya&#8217;da yaşayan Ahmet Sait&#8217;in babası İsmet Küçükkaya ise duygularını şu cümlelerle dile getiriyor: &#8220;İnanın Ahmet&#8217;in 7. günde arınma dönemi bitip konuşmaya başladığından beri bu tılsım ne zaman bozulacak diye korkuyorum. Çünkü hiç konuşamayan oğlum şimdi bülbül gibi şakıyor. Bu sebeple morali de düzeldi. Ben Almanya da çok büyük paralar harcayarak götürdüğüm hiçbir yerden sonuç alamamıştık. Böyle bir başarının kendi ülkemde elde edilmesi ayrıca mutlu etti bizi.&#8221; 

Burak Erkayman, 27 yaşında bir endüstri mühendisi. Hem de KPSS sınavlarında ilk elli arasına girebilecek kadar başarılı bir mühendis. Ancak Erkayman, yazılı sınavda gösterdiği büyük başarısını mülakatlarda gösteremediği için istediği işte çalışma fırsatını kaçırmıştı. Konuşmak söz konusu olduğunda başarılı mühendisin kolları yanına düşüp mahzun ayrılıyor, eli boş dönüyordu gittiği yerlerden. Ta ki bir konuşma merkezinin bu işi 15 günde çözdüğünü duyana kadar. Burak Erkayman, Kısa bir sürede kekemelik problemini yüzde yüz ortadan kaldıran Beyaz Sanat konuşma merkezini duyunca Erzurum&#8217;dan kalkıp İstanbul&#8217;a geldi. 

Yıllardır hayatını karartan ve önünde büyük bir engel olan kekemeliğini 15 günde bu eğitim merkezinde ortadan kaldırdığını söylüyor Burak Erkayman: &#8220;Ben hayatımı iki döneme ayırıyorum. Beyaz Sanat&#8217;tan önceki ve sonraki olarak. Bu merkezde konuşma problemimi çözmekle kalmayıp müthiş bir özgüvene de sahip oldum. Şimdi her taraftan iş teklifleri yağıyor. 
Yürüyüşüm değişti. Artık farklı bir Burak yaşıyor.&#8221; Erkayman; &#8220;Konuşabilmek ve özelliklede kaygısız yaşamak çok güzel. Şimdi çevremde problemi olan herkese bunu anlatmak istiyorum. Konuşamamak bir insan için en zor şey bunu yalnızca yaşayan kişiler bilebilir.&#8221; 

En büyük sebep korkular

Sivas'ta&nbsp;&nbsp;yaşayan 12 yaşındaki Zekeriya Doğan, 3 yaşındayken koluna sıcak su dökülmesiyle korkmuş ve o günden sonra söylemek istediklerini bir türlü söyleyememiş. Gaziantep&#8217;ten gelen Mustafa Açıkgöz, kendisinden 2 yaş küçük kardeşinin konuşmaya başlaması ve anne-babasının ona olan ilgisinin artması üzerine 4 yaşında iken bebek gibi konuşmaya çalışarak dikkat çekmek istiyordu. Ancak zamanla bu yanlış konuşma diline yerleşip alışkanlık haline geldi. İlkokuldan sonra buna heyecan da eklenince Mustafa, doğru konuşmayı tamamen unuttu. Trabzonlu 13 yaşındaki Öznur Kurt&#8217;ta, konuşurken nefeslerini alamıyor, ayaklarını yere vuruyor, vücudunun her yanını kasıyordu. Ailesinin söylediğine göre, bu sorunun sebebi küçükken korkmuş olmasıydı. Lise 2. sınıf öğrencisi Muhammed Karataş'ın kâbusu Anadolu lisesine adım attığı ilk gün başlamıştı. Arkadaşlarının önünde şiir okurken heyecanlanmış ve o günden beri konuşurken kekelemeye başlamıştı. Muhammed, bu yüzden okulunu değiştirmeyi bile düşünür hale gelmişti. 8 yaşındaki Latife'nin sorunu ise çok hızlı okuyup konuşmasıydı. Doğru nefes almayı bilmediği için bir nefeste her şeyi anlatmaya çalışıyordu. Onun da 2 yaş küçük bir erkek kardeşi vardı ve bu sorun 3 yaşında başlamıştı. 

Toplumun yüzde ikisi kekeme

Kekemeliğin, psikolojik sebeplerle konuşmadaki ritmin bozulmasıyla ortaya çıkan bir durum olduğunu söyleyen Beyaz Sanat Kekeme Eğitim Merkezi'nin kurucusu İsrafil Hancı, özgüven eğitimi ve ciddi çaba gösterilerek sorunun 15 günde çözümlenebildiğini belirtiyor. Kekemeliğin oluşumunda ilk sebebin korkular olduğunu ifade eden Hancı, "Çocuklarımızı cinler, periler, öcüler, kediler, köpekler gibi saçmalıklarla korkutuyoruz. Doğrudan anlatmasak da ortamda duyuyor, yalnız kaldığı zaman duyduklarını hatırlayıp korkuyor. Ayrıca baskıcı bir aile ortamı da kekemeliğe sebep oluyor. Çocuğun özgüveni zayıflıyor. Yeni doğan kardeşe gösterilen ilgi büyük çocukta özgüven sorunu oluşturuyor. Bu da konuşmasına yansıyor." diyor. 
Türkiye genelinde 2 milyona yakın kekeme olduğu tahmin ediliyor. kekemelik büyük oranda 2&#65533;7 yaş arasında oluşuyor. Eğitim programı, okuma-yazma bilenlere yönelik olduğu için 8 yaşından küçükler eğitime alınamıyor. Zaten Hancı, bu yaştan önce çocuğu eğitmenin doğru olmadığını düşünüyor: &#8220;Çocukların okuma-yazma çağına kadarki dönemini genelde birinci dönem kekemeliği olarak ele aldığımız için bu sorundan kurtulma ihtimali yüksek bu sebeple bilinçli aileler yardımıyla bu dönemi kendi kendilerine atlatmalarını beklemekte yarar var.&#8221; Hancı, bu yaştaki çocukların ailelerine ücretsiz danışmanlık yaptıklarını söylüyor. 

Kekemelodi Programı 

Merkezde, kendi geliştirdikleri KEKEMELODİ isimli bir programla 15 gün gibi kısa bir sürede yüzde yüze yakın bir sonuca ulaştıklarını kaydeden Hancı; &#8220;Daha önce 27 günlük bir eğitim programımız vardı. Ancak konu üzerindeki araştırma ve uygulamalarımızı geliştirdikçe bu süreyi 15 güne kadar düşürdük ve programımızı da bu yönde dizayn ettik. Bu, bizim için çok büyük bir mutluluk. Bu konuda dünyada bir ilki başarmanın gururunu yaşıyoruz. Son iki ay içerisinde yaklaşık 20 öğrenci üzerinde yaptığımız uygulamalardan çok iyi sonuçlar elde ettik. KEKEMELODİ test edilip onaylandı yani.&#8221; Şeklinde konuştu.
Beyaz Sanat Konuşma Merkezinde, yıllardır bu konuda çalışmalar yapmış ve alanında uzman isimler görev yapıyor. 

Bir haftada konuşma başlıyor

Merkeze gelen öğrenciler, önce yedi gün süren arınma dönemiyle başlıyorlar. Bu dönemde eski konuşma alışkanlıklarını unutmak ve yeni bir alışkanlık kazanmak için sağ kulakları pamukla kapatılıyor ve bir hafta boyunca&nbsp;&nbsp;susma uygulaması yapılıyor. Toplumda ve aile içinde hiç konuşmuyor; sadece her gün merkeze gelerek bilgisayarda en az 3 saat yavaş ve melodik bir sesle metin okuyorlar. Bir haftalık arınma döneminin ardından öğrenciler rahat ve akıcı bir konuşmaya başlıyor. Konuşmaya başladıktan sonraki 3 günlük akort döneminde de eğitmenler tarafından konuşma ayarı yapılıyor. Kalan beş günlük senfoni döneminde ise; toplum huzurunda konuşma ve sunumlar başlıyor ve yeni konuşma alışkanlığı pekiştiriliyor; öğrencilerin özgüvenini artırmaya yönelik çalışmalar, sosyal aktivitelerin yanında diyafram, ayna uygulaması gibi teknikler kullanılarak maksimum verime ulaşılıyor. Programı ciddiye alıp tembellik etmeden çalışan öğrencilerin geçirilen bir haftanın sonunda yavaş ve melodik bir sesle normal konuşmaya başladıklarını belirten Hancı, şu bilgileri veriyor: "Bazı kekemelerde ağız hareketlerinde kasılma, el, ayak hareketleri gibi tikler oluşur. Ayna terapisiyle de kendi davranışlarını görerek bunu nasıl düzelteceklerini öğreniyorlar."&nbsp;&nbsp;

Veliler Mutluluktan ağlıyor 

Susma döneminin 3. gününde olan Berkay&#8217;ın büyük ilerleme kaydettiğini okumasından anlayan anne Özlem İlhan, "oğlum çok istekli çalışıyor, burayı da çok sevdi, koşarak geliyor. Akşam olunca gitmekte istemiyor. Okumasının düzeldiğini fark edince kendisi de çok mutlu oldu. Mutluluğu&nbsp;&nbsp;gözlerinden okunuyor. Ben de bir anne olarak onun bu halini gördükçe uçuyorum adeta." Diyor, ve ekliyor: &#8220;yıllardır çocuğumu götürmediğim yer kalmadı. Bir hastaneye iki yıldır gidiyoruz ama hiçbir sonuç alamadık. Burada 3 günde sonuç almak çok mutlu etti bizi.&#8221;

 Kekemelikten de korkularından da kurtuluyorlar 

"Aslında bir gün geçeceğini biliyordum. Bundan sonra başka bir Kadir olacak." diyen Kadir, memleketine daha güzel konuşarak dönecek olmanın sevincini yaşıyor. Muhammed ise, "Susma döneminde biraz zorluk çektim; ama buna değdi. Benim ciddi bir özgüven problemim de vardı ama bakın şimdi sizinle rahat bir şekilde konuşuyorum. Buraya ilk başladığım zaman gazetecilerden kaçtım ama şimdi canlı yayına bile katılabilirim. Bu kadar güçlü hissediyorum kendimi. Buradaki hocalarımın doğru ve etkileyici motivasyonu sayesinde kaygı ve korkularımdan kurtuldum. Artık daha büyük hedeflerim var. Oraya doğru ilerleyeceğim." şeklinde konuşuyor.

 www.kekemelodi.com&nbsp;&nbsp;0212 570 7018 

Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun. 
canlı videolar için adresler yukarıdadır.

Haber7.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kekemeler 15 günde konuşuyor

22 Temmuz 2008 15:07

Beyaz Sanat Konuşma Merkezi, geliştirdiği Kekemelodi adlı Programıyla kekemeleri 15 günde konuşturuyor. 

 


Doğru nefes alma, ayna terapisi ve özgüven çalışmalarıyla yapılan eğitim sonunda kekemeler için yeni bir hayat başlıyor. Hayatı korku ve endişe içinde geçen kekemeler eğitim sonunda özgüvenin ve rahat konuşabilmenin mutluluğunu yaşıyor. 

Ahmet Sait, 14 yaşında cıvıl cıvıl bir çocuk. Konuşurken gözlerinin içi gülüyor. Daha 12 gün öncesine kadar konuşmanın kendisi için hayatındaki en büyük problem olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: &#8220;Önceden insanlarla karşıkarşıya gelmek onlarla muhatap olmak istemezdim. Hele bir gazeteci, televizyoncuyla konuşacağımı hayal bile edemezdim. Ama şimdi resmen konuşacak adam arıyorum.&#8221; Almanya&#8217;da yaşayan Ahmet Sait&#8217;in babası İsmet Küçükkaya ise duygularını şu cümlelerle dile getiriyor: &#8220;İnanın Ahmet&#8217;in 7. günde arınma dönemi bitip konuşmaya başladığından beri bu tılsım ne zaman bozulacak diye korkuyorum. Çünkü hiç konuşamayan oğlum şimdi bülbül gibi şakıyor. Bu sebeple morali de düzeldi. Ben Almanya da çok büyük paralar harcayarak götürdüğüm hiçbir yerden sonuç alamamıştık. Böyle bir başarının kendi ülkemde elde edilmesi ayrıca mutlu etti bizi.&#8221; 

Burak Erkayman, 27 yaşında bir endüstri mühendisi. Hem de KPSS sınavlarında ilk elli arasına girebilecek kadar başarılı bir mühendis. Ancak Erkayman, yazılı sınavda gösterdiği büyük başarısını mülakatlarda gösteremediği için istediği işte çalışma fırsatını kaçırmıştı. Konuşmak söz konusu olduğunda başarılı mühendisin kolları yanına düşüp mahzun ayrılıyor, eli boş dönüyordu gittiği yerlerden. Ta ki bir konuşma merkezinin bu işi 15 günde çözdüğünü duyana kadar. Burak Erkayman, Kısa bir sürede kekemelik problemini yüzde yüz ortadan kaldıran Beyaz Sanat konuşma merkezini duyunca Erzurum&#8217;dan kalkıp İstanbul&#8217;a geldi. 

Yıllardır hayatını karartan ve önünde büyük bir engel olan kekemeliğini 15 günde bu eğitim merkezinde ortadan kaldırdığını söylüyor Burak Erkayman: &#8220;Ben hayatımı iki döneme ayırıyorum. Beyaz Sanat&#8217;tan önceki ve sonraki olarak. Bu merkezde konuşma problemimi çözmekle kalmayıp müthiş bir özgüvene de sahip oldum. Şimdi her taraftan iş teklifleri yağıyor. 
Yürüyüşüm değişti. Artık farklı bir Burak yaşıyor.&#8221; Erkayman; &#8220;Konuşabilmek ve özelliklede kaygısız yaşamak çok güzel. Şimdi çevremde problemi olan herkese bunu anlatmak istiyorum. Konuşamamak bir insan için en zor şey bunu yalnızca yaşayan kişiler bilebilir.&#8221; 

En büyük sebep korkular

Sivas'ta&nbsp;&nbsp;yaşayan 12 yaşındaki Zekeriya Doğan, 3 yaşındayken koluna sıcak su dökülmesiyle korkmuş ve o günden sonra söylemek istediklerini bir türlü söyleyememiş. Gaziantep&#8217;ten gelen Mustafa Açıkgöz, kendisinden 2 yaş küçük kardeşinin konuşmaya başlaması ve anne-babasının ona olan ilgisinin artması üzerine 4 yaşında iken bebek gibi konuşmaya çalışarak dikkat çekmek istiyordu. Ancak zamanla bu yanlış konuşma diline yerleşip alışkanlık haline geldi. İlkokuldan sonra buna heyecan da eklenince Mustafa, doğru konuşmayı tamamen unuttu. Trabzonlu 13 yaşındaki Öznur Kurt&#8217;ta, konuşurken nefeslerini alamıyor, ayaklarını yere vuruyor, vücudunun her yanını kasıyordu. Ailesinin söylediğine göre, bu sorunun sebebi küçükken korkmuş olmasıydı. Lise 2. sınıf öğrencisi Muhammed Karataş'ın kâbusu Anadolu lisesine adım attığı ilk gün başlamıştı. Arkadaşlarının önünde şiir okurken heyecanlanmış ve o günden beri konuşurken kekelemeye başlamıştı. Muhammed, bu yüzden okulunu değiştirmeyi bile düşünür hale gelmişti. 8 yaşındaki Latife'nin sorunu ise çok hızlı okuyup konuşmasıydı. Doğru nefes almayı bilmediği için bir nefeste her şeyi anlatmaya çalışıyordu. Onun da 2 yaş küçük bir erkek kardeşi vardı ve bu sorun 3 yaşında başlamıştı. 

Toplumun yüzde ikisi kekeme

Kekemeliğin, psikolojik sebeplerle konuşmadaki ritmin bozulmasıyla ortaya çıkan bir durum olduğunu söyleyen Beyaz Sanat Kekeme Eğitim Merkezi'nin kurucusu İsrafil Hancı, özgüven eğitimi ve ciddi çaba gösterilerek sorunun 15 günde çözümlenebildiğini belirtiyor. Kekemeliğin oluşumunda ilk sebebin korkular olduğunu ifade eden Hancı, "Çocuklarımızı cinler, periler, öcüler, kediler, köpekler gibi saçmalıklarla korkutuyoruz. Doğrudan anlatmasak da ortamda duyuyor, yalnız kaldığı zaman duyduklarını hatırlayıp korkuyor. Ayrıca baskıcı bir aile ortamı da kekemeliğe sebep oluyor. Çocuğun özgüveni zayıflıyor. Yeni doğan kardeşe gösterilen ilgi büyük çocukta özgüven sorunu oluşturuyor. Bu da konuşmasına yansıyor." diyor. 
Türkiye genelinde 2 milyona yakın kekeme olduğu tahmin ediliyor. kekemelik büyük oranda 2&#65533;7 yaş arasında oluşuyor. Eğitim programı, okuma-yazma bilenlere yönelik olduğu için 8 yaşından küçükler eğitime alınamıyor. Zaten Hancı, bu yaştan önce çocuğu eğitmenin doğru olmadığını düşünüyor: &#8220;Çocukların okuma-yazma çağına kadarki dönemini genelde birinci dönem kekemeliği olarak ele aldığımız için bu sorundan kurtulma ihtimali yüksek bu sebeple bilinçli aileler yardımıyla bu dönemi kendi kendilerine atlatmalarını beklemekte yarar var.&#8221; Hancı, bu yaştaki çocukların ailelerine ücretsiz danışmanlık yaptıklarını söylüyor. 

Kekemelodi Programı 

Merkezde, kendi geliştirdikleri KEKEMELODİ isimli bir programla 15 gün gibi kısa bir sürede yüzde yüze yakın bir sonuca ulaştıklarını kaydeden Hancı; &#8220;Daha önce 27 günlük bir eğitim programımız vardı. Ancak konu üzerindeki araştırma ve uygulamalarımızı geliştirdikçe bu süreyi 15 güne kadar düşürdük ve programımızı da bu yönde dizayn ettik. Bu, bizim için çok büyük bir mutluluk. Bu konuda dünyada bir ilki başarmanın gururunu yaşıyoruz. Son iki ay içerisinde yaklaşık 20 öğrenci üzerinde yaptığımız uygulamalardan çok iyi sonuçlar elde ettik. KEKEMELODİ test edilip onaylandı yani.&#8221; Şeklinde konuştu.
Beyaz Sanat Konuşma Merkezinde, yıllardır bu konuda çalışmalar yapmış ve alanında uzman isimler görev yapıyor. 

Bir haftada konuşma başlıyor

Merkeze gelen öğrenciler, önce yedi gün süren arınma dönemiyle başlıyorlar. Bu dönemde eski konuşma alışkanlıklarını unutmak ve yeni bir alışkanlık kazanmak için sağ kulakları pamukla kapatılıyor ve bir hafta boyunca&nbsp;&nbsp;susma uygulaması yapılıyor. Toplumda ve aile içinde hiç konuşmuyor; sadece her gün merkeze gelerek bilgisayarda en az 3 saat yavaş ve melodik bir sesle metin okuyorlar. Bir haftalık arınma döneminin ardından öğrenciler rahat ve akıcı bir konuşmaya başlıyor. Konuşmaya başladıktan sonraki 3 günlük akort döneminde de eğitmenler tarafından konuşma ayarı yapılıyor. Kalan beş günlük senfoni döneminde ise; toplum huzurunda konuşma ve sunumlar başlıyor ve yeni konuşma alışkanlığı pekiştiriliyor; öğrencilerin özgüvenini artırmaya yönelik çalışmalar, sosyal aktivitelerin yanında diyafram, ayna uygulaması gibi teknikler kullanılarak maksimum verime ulaşılıyor. Programı ciddiye alıp tembellik etmeden çalışan öğrencilerin geçirilen bir haftanın sonunda yavaş ve melodik bir sesle normal konuşmaya başladıklarını belirten Hancı, şu bilgileri veriyor: "Bazı kekemelerde ağız hareketlerinde kasılma, el, ayak hareketleri gibi tikler oluşur. Ayna terapisiyle de kendi davranışlarını görerek bunu nasıl düzelteceklerini öğreniyorlar."&nbsp;&nbsp;

Veliler Mutluluktan ağlıyor 

Susma döneminin 3. gününde olan Berkay&#8217;ın büyük ilerleme kaydettiğini okumasından anlayan anne Özlem İlhan, "oğlum çok istekli çalışıyor, burayı da çok sevdi, koşarak geliyor. Akşam olunca gitmekte istemiyor. Okumasının düzeldiğini fark edince kendisi de çok mutlu oldu. Mutluluğu&nbsp;&nbsp;gözlerinden okunuyor. Ben de bir anne olarak onun bu halini gördükçe uçuyorum adeta." Diyor, ve ekliyor: &#8220;yıllardır çocuğumu götürmediğim yer kalmadı. Bir hastaneye iki yıldır gidiyoruz ama hiçbir sonuç alamadık. Burada 3 günde sonuç almak çok mutlu etti bizi.&#8221;

 Kekemelikten de korkularından da kurtuluyorlar 

"Aslında bir gün geçeceğini biliyordum. Bundan sonra başka bir Kadir olacak." diyen Kadir, memleketine daha güzel konuşarak dönecek olmanın sevincini yaşıyor. Muhammed ise, "Susma döneminde biraz zorluk çektim; ama buna değdi. Benim ciddi bir özgüven problemim de vardı ama bakın şimdi sizinle rahat bir şekilde konuşuyorum. Buraya ilk başladığım zaman gazetecilerden kaçtım ama şimdi canlı yayına bile katılabilirim. Bu kadar güçlü hissediyorum kendimi. Buradaki hocalarımın doğru ve etkileyici motivasyonu sayesinde kaygı ve korkularımdan kurtuldum. Artık daha büyük hedeflerim var. Oraya doğru ilerleyeceğim." şeklinde konuşuyor.

 www.kekemelodi.com&nbsp;&nbsp;0212 570 7018 

Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun. 
canlı videolar için adresler yukarıdadır.

Haber7.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İstanbul'a en güzel nerden bakılır FOTOĞRAF ?]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12669</link>
			<pubDate>Wed, 23 Jul 2008 14:55:23 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12669</guid>
			<description><![CDATA[İstanbul'a en güzel nerden bakılır FOTOĞRAF ?



































Haber7.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İstanbul'a en güzel nerden bakılır FOTOĞRAF ?



































Haber7.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Reklam Müzikleri]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12668</link>
			<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 21:25:27 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12668</guid>
			<description><![CDATA[Reklam Müzikleriyle ilgilenenler için önerebileceğim bir site var bu sitede her reklamın müziğini bulabilirsiniz...

Link:Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.




Not:Kesinlikle reklam değildir..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Reklam Müzikleriyle ilgilenenler için önerebileceğim bir site var bu sitede her reklamın müziğini bulabilirsiniz...

Link:Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.




Not:Kesinlikle reklam değildir..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ana haber müzikleri]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12667</link>
			<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 21:17:54 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12667</guid>
			<description><![CDATA[[font=Courier[size=x-large]]Ana haber müziklerini buldum ve sizin için topladım. Rep isterim.Arşivde bulunmasını istiyenler için..


Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[font=Courier[size=x-large]]Ana haber müziklerini buldum ve sizin için topladım. Rep isterim.Arşivde bulunmasını istiyenler için..


Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir ada böyle doğdu GALERİ]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12666</link>
			<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 14:48:20 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12666</guid>
			<description><![CDATA[Bir ada böyle doğdu GALERİ

22 Temmuz 2008 11:31

Bilimadamları, eşine çok az rastlanan bir olaya şahit olup fotoğrafladılar.. Bir adanın doğuşunun insanı şaşırtan kareleri: 



Bir adanın "doğuşu"nun görüntülendiği anın kareleri:


Milliyet











]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir ada böyle doğdu GALERİ

22 Temmuz 2008 11:31

Bilimadamları, eşine çok az rastlanan bir olaya şahit olup fotoğrafladılar.. Bir adanın doğuşunun insanı şaşırtan kareleri: 



Bir adanın "doğuşu"nun görüntülendiği anın kareleri:


Milliyet











]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bel ve boyun ağrısından kurtaracak yazılım]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12665</link>
			<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 14:41:34 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12665</guid>
			<description><![CDATA[Bel ve boyun ağrısından kurtaracak yazılım

22 Temmuz 2008 11:16

Özellikle ofis çalışanlarında, bilgisayar başında yanlış oturum şekilleri nedeniyle oluşan bel ve boyun ağrısı gibi hastalıkların önüne geçilmesi için bir bilgisayar yazılımı geliştirildi. 

 


İngiltere'de Posture Minder firması tarafından geliştirilen ve aynı adı taşıyan program sayesinde pek çok kişi bel ve boyun ağrısından kurtulurken, özellikle çalışanları bilgisayar başında zaman geçiren şirketler tarafından yoğun talep görüyor. 

İnternet üzerinden de ücreti karşılığında indirilebilen programın Türkçeye çevrilmesi ve Türkiye'de yaygınlaştırılması için çalışma başlatıldı. 
Programın Türkçeye çevrilmesi için İngiliz firma ile çalışma başlatan Türkiye Fizyoterapistler Derneği Genel Sekreteri Murat Dalkılınç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, her yıl bilgisayar başında çalışan, oyun oynayan ya da ders çalışan milyonlarca insanın vücutlarını hatalı kullandıklarını ve ergonomi bilgisinden yoksun oldukları için bel ve boyun ağrısı gibi çeşitli sağlık sorunu yaşadıklarını bildirdi. 

Dalkılınç, bu durumun farkına varan ve yaşanan sorunun çalışanların yaşam kalitesi ile ülke ekonomisine zarar verdiğini tespit eden İngilizlerin, bilgisayar başında zaman geçiren kişiler için akıllı bir yazılım ürettiğini belirtti. 

-''SANAL PERİ''- 
İngilizlerin geliştirdikleri bu yazılımla, alışkanlıklarını değiştirmekte zorlananlara yardımcı olacak ve onu hatalı durumlarda uyaracak ''sanal bir peri'' yaratıldığını anlatan Dalkılınç, şunları kaydetti:
 
''Bilgisayara yüklenen yazılım, entegre ya da sonradan monte edilmiş kamera ile kullanıcıyı izliyor ve onu doğru oturması için uyarıyor. Bilgisayar programı bununla da yetinmiyor, eğer çalışan hareket etmeksizin uzun süre oturmuşsa ona mola vermesi gerektiğini, molada hangi egzersizleri yapabileceğini ve gün içinde alması gereken sıvı miktarını da hatırlatıyor. 
Bu program, bilgisayar kullanıcıları için ağrılı durumlar nedeniyle bozulan yaşam kalitesini yükseltir. Doğru çalışma alışkanlıkları geliştirilmesine yardımcı olur. Kurumlar için de kas iskelet sistemi hastalıkları nedeniyle yaşanan iş gücü kayıplarını önler, sağlık harcamalarını azaltır, çalışanların daha verimli olmalarını sağlar. Konsantrasyon ve dikkati arttırır.'' 
Murat Dalkılınç, kendisinin de yazılımı yaklaşık 6 aydır kullandığını ve sonuçlarından çok memnun olduğunu belirtti. 

Programın Türkçeye çevrilmesi için başlatılan çalışma kapsamında 10 kişinin denek olarak kullanılacağını anlatan Dalkılınç, ''Posture minder şirketi ile yapılan ortak projede ücretsiz dağıtılacak 10 adet tam sürüm programla bilimsel araştırma yapılacak. Kullanıcıların ihtiyaçları ve sıkıntıları kapsamında program geliştirilecek. Bu yazılımı alacak 10 kişi, onlardan istediğimiz verileri bize verecek ve onlara göndereceğimiz anketleri dolduracaklar'' dedi.
 
Dalkılınç, programın İngilizce versiyonu ve kullanımı hakkında detaylı bilgiye ''www.postureminder.co.uk'' sitesinden ulaşılabileceğini anlattı.

AA]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bel ve boyun ağrısından kurtaracak yazılım

22 Temmuz 2008 11:16

Özellikle ofis çalışanlarında, bilgisayar başında yanlış oturum şekilleri nedeniyle oluşan bel ve boyun ağrısı gibi hastalıkların önüne geçilmesi için bir bilgisayar yazılımı geliştirildi. 

 


İngiltere'de Posture Minder firması tarafından geliştirilen ve aynı adı taşıyan program sayesinde pek çok kişi bel ve boyun ağrısından kurtulurken, özellikle çalışanları bilgisayar başında zaman geçiren şirketler tarafından yoğun talep görüyor. 

İnternet üzerinden de ücreti karşılığında indirilebilen programın Türkçeye çevrilmesi ve Türkiye'de yaygınlaştırılması için çalışma başlatıldı. 
Programın Türkçeye çevrilmesi için İngiliz firma ile çalışma başlatan Türkiye Fizyoterapistler Derneği Genel Sekreteri Murat Dalkılınç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, her yıl bilgisayar başında çalışan, oyun oynayan ya da ders çalışan milyonlarca insanın vücutlarını hatalı kullandıklarını ve ergonomi bilgisinden yoksun oldukları için bel ve boyun ağrısı gibi çeşitli sağlık sorunu yaşadıklarını bildirdi. 

Dalkılınç, bu durumun farkına varan ve yaşanan sorunun çalışanların yaşam kalitesi ile ülke ekonomisine zarar verdiğini tespit eden İngilizlerin, bilgisayar başında zaman geçiren kişiler için akıllı bir yazılım ürettiğini belirtti. 

-''SANAL PERİ''- 
İngilizlerin geliştirdikleri bu yazılımla, alışkanlıklarını değiştirmekte zorlananlara yardımcı olacak ve onu hatalı durumlarda uyaracak ''sanal bir peri'' yaratıldığını anlatan Dalkılınç, şunları kaydetti:
 
''Bilgisayara yüklenen yazılım, entegre ya da sonradan monte edilmiş kamera ile kullanıcıyı izliyor ve onu doğru oturması için uyarıyor. Bilgisayar programı bununla da yetinmiyor, eğer çalışan hareket etmeksizin uzun süre oturmuşsa ona mola vermesi gerektiğini, molada hangi egzersizleri yapabileceğini ve gün içinde alması gereken sıvı miktarını da hatırlatıyor. 
Bu program, bilgisayar kullanıcıları için ağrılı durumlar nedeniyle bozulan yaşam kalitesini yükseltir. Doğru çalışma alışkanlıkları geliştirilmesine yardımcı olur. Kurumlar için de kas iskelet sistemi hastalıkları nedeniyle yaşanan iş gücü kayıplarını önler, sağlık harcamalarını azaltır, çalışanların daha verimli olmalarını sağlar. Konsantrasyon ve dikkati arttırır.'' 
Murat Dalkılınç, kendisinin de yazılımı yaklaşık 6 aydır kullandığını ve sonuçlarından çok memnun olduğunu belirtti. 

Programın Türkçeye çevrilmesi için başlatılan çalışma kapsamında 10 kişinin denek olarak kullanılacağını anlatan Dalkılınç, ''Posture minder şirketi ile yapılan ortak projede ücretsiz dağıtılacak 10 adet tam sürüm programla bilimsel araştırma yapılacak. Kullanıcıların ihtiyaçları ve sıkıntıları kapsamında program geliştirilecek. Bu yazılımı alacak 10 kişi, onlardan istediğimiz verileri bize verecek ve onlara göndereceğimiz anketleri dolduracaklar'' dedi.
 
Dalkılınç, programın İngilizce versiyonu ve kullanımı hakkında detaylı bilgiye ''www.postureminder.co.uk'' sitesinden ulaşılabileceğini anlattı.

AA]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dişler nasıl fırçalanmalı ?]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12664</link>
			<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 14:36:09 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12664</guid>
			<description><![CDATA[Dişler nasıl fırçalanmalı ?

22 Temmuz 2008 10:19

Ağız sağlığını korumanın temelinde doğru yapılan ağız ve diş temizliği yatıyor. Bu nedenle diş fırçalamaya ayrı bir özen gösterilmeli.. İşte diş fırçalamanın püf noktaları: 
 


DR. ABDÜLKADİR NARİN'in haberi
Ağız sağlığını korumanın temelinde doğru yapılan ağız ve diş temizliği yatıyor. Bu nedenle diş fırçalamaya ayrı bir özen gösterilmeli; iyi bir fırçalama 4 dakikanın altında olmamalı, diş fırçası üç ayda bir değiştirilmeli.

Çürük oluşumunu nasıl önleyebiliriz? 
Çürük oluşumunu engelleme; beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi, ağız bakımının iyi yapılması ve en önemlisi koruyucu hekimlik uygulamalarından faydalanılması ile mümkündür. 

Ağız bakım ürünlerini nasıl seçmeliyiz? 
Ağız bakım ürünlerinin değerlendirilmesinde flor içerikli ürünler ön plana çıkmaktadır. Fakat ağız bakımında temel prensip, mekanik olarak tüm diş yüzeyleri ve cevre dokuların temizlenmesi olduğundan, diş hekimleri özellikle belli bir ürünü tavsiye etmekten kaçınırlar. Bunun yerine hastalara iyi bir oral hijyen eğitimi verilmesi ve ağız bakımı konusunda motivasyonunu artırılması hedeflenir. Bu anlamda koruyucu hekimlik uygulamaları ile 6 aylık periyotlarda yapılacak muayeneler büyük önem kazanmaktadır. 

Bir diş fırçasını ne kadar kullanabiliriz? 
Dişlerin düzenli fırçalanması durumunda 3 aylık periyotlarda fırçanın yenilenmesi doğru olacaktır. 

En doğru diş fırçalama tekniği hangisidir? 
Hastalarımızla mülakatlarda ciddi bir şekilde üzerinde durduğumuz konuların başında, diş etlerinin sağlığının korunmasına yönelik uygulayacakları fırçalama şekli geliyor. İyi bir fırçalama 4 dakikanın altında olmamalı, diş-diş eti birleşim hattının üzerinde gıda artıkları kalmayacak şekilde bir yol hedeflenmelidir. Fırçanın hangi şekilde tutulacağı ve hangi yönde hareket ettirileceği, kullanıcının durumuna göre belirlenir. Bu yüzden bu soruya en doğru cevabı hekiminize danışarak almalısınız. 

Uygun bir teknik kullanılmazsa dişler zarar görür mü? 
Kesinlikle zarar görür. Muayenelerimiz sırasında yanlış fırçalama sonucunda dişler üzerinde oluşmuş defektleri sıkça görüyoruz. 

Diş etlerinin fırçalanması neden gereklidir? 
Dişetleri demek yerine, diş-dişeti birleşim hattı demek daha doğru olacaktır. Bu hat ağız sağlığının en zayıf komponentini oluşturur. Diş-dişetleri arasında bulunan oluk, bakteriler için aşılması nispeten en kolay bariyerdir. Fırçalanırken hedeflenen şey bu olukta mikrobik dental plağın birikiminin engellenmesidir.

Fırçadan başka diş temizlik araçları var mıdır?
Diş ipleri, ara yüz fırçaları, elektrikli fırçalar, ağız gargaraları ve ağız duşları başlıca akla gelenlerdir. Diş ipi kullanımı ara yüzeylerde fırçalama ile ulaşılması mümkün olmayan alanlar için gereklidir. Ara yüz fırçalarını özel durumlarda belli bölgeler için önerebilmekteyiz. Bu temizlik araçlarının kullanım kombinasyonlarını oluşturmak, ağza özel öneriler almak gerekir.

Bugün]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dişler nasıl fırçalanmalı ?

22 Temmuz 2008 10:19

Ağız sağlığını korumanın temelinde doğru yapılan ağız ve diş temizliği yatıyor. Bu nedenle diş fırçalamaya ayrı bir özen gösterilmeli.. İşte diş fırçalamanın püf noktaları: 
 


DR. ABDÜLKADİR NARİN'in haberi
Ağız sağlığını korumanın temelinde doğru yapılan ağız ve diş temizliği yatıyor. Bu nedenle diş fırçalamaya ayrı bir özen gösterilmeli; iyi bir fırçalama 4 dakikanın altında olmamalı, diş fırçası üç ayda bir değiştirilmeli.

Çürük oluşumunu nasıl önleyebiliriz? 
Çürük oluşumunu engelleme; beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi, ağız bakımının iyi yapılması ve en önemlisi koruyucu hekimlik uygulamalarından faydalanılması ile mümkündür. 

Ağız bakım ürünlerini nasıl seçmeliyiz? 
Ağız bakım ürünlerinin değerlendirilmesinde flor içerikli ürünler ön plana çıkmaktadır. Fakat ağız bakımında temel prensip, mekanik olarak tüm diş yüzeyleri ve cevre dokuların temizlenmesi olduğundan, diş hekimleri özellikle belli bir ürünü tavsiye etmekten kaçınırlar. Bunun yerine hastalara iyi bir oral hijyen eğitimi verilmesi ve ağız bakımı konusunda motivasyonunu artırılması hedeflenir. Bu anlamda koruyucu hekimlik uygulamaları ile 6 aylık periyotlarda yapılacak muayeneler büyük önem kazanmaktadır. 

Bir diş fırçasını ne kadar kullanabiliriz? 
Dişlerin düzenli fırçalanması durumunda 3 aylık periyotlarda fırçanın yenilenmesi doğru olacaktır. 

En doğru diş fırçalama tekniği hangisidir? 
Hastalarımızla mülakatlarda ciddi bir şekilde üzerinde durduğumuz konuların başında, diş etlerinin sağlığının korunmasına yönelik uygulayacakları fırçalama şekli geliyor. İyi bir fırçalama 4 dakikanın altında olmamalı, diş-diş eti birleşim hattının üzerinde gıda artıkları kalmayacak şekilde bir yol hedeflenmelidir. Fırçanın hangi şekilde tutulacağı ve hangi yönde hareket ettirileceği, kullanıcının durumuna göre belirlenir. Bu yüzden bu soruya en doğru cevabı hekiminize danışarak almalısınız. 

Uygun bir teknik kullanılmazsa dişler zarar görür mü? 
Kesinlikle zarar görür. Muayenelerimiz sırasında yanlış fırçalama sonucunda dişler üzerinde oluşmuş defektleri sıkça görüyoruz. 

Diş etlerinin fırçalanması neden gereklidir? 
Dişetleri demek yerine, diş-dişeti birleşim hattı demek daha doğru olacaktır. Bu hat ağız sağlığının en zayıf komponentini oluşturur. Diş-dişetleri arasında bulunan oluk, bakteriler için aşılması nispeten en kolay bariyerdir. Fırçalanırken hedeflenen şey bu olukta mikrobik dental plağın birikiminin engellenmesidir.

Fırçadan başka diş temizlik araçları var mıdır?
Diş ipleri, ara yüz fırçaları, elektrikli fırçalar, ağız gargaraları ve ağız duşları başlıca akla gelenlerdir. Diş ipi kullanımı ara yüzeylerde fırçalama ile ulaşılması mümkün olmayan alanlar için gereklidir. Ara yüz fırçalarını özel durumlarda belli bölgeler için önerebilmekteyiz. Bu temizlik araçlarının kullanım kombinasyonlarını oluşturmak, ağza özel öneriler almak gerekir.

Bugün]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yardım!!!Bir ana haber müziğinin adı lazım!]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12663</link>
			<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 20:40:24 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12663</guid>
			<description><![CDATA[[/color][/font][url]font=Courier]BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ&nbsp;&nbsp;lÜTFEN AŞAĞIDAKİ MÜZİĞİN ADINI BİLEN VARSA BANA SÖYLEYEBİLİR Mİ? şİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİM.[color=blue]
 Acil olarak lazım..


&nbsp;&nbsp; Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[/color][/font][url]font=Courier]BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ&nbsp;&nbsp;lÜTFEN AŞAĞIDAKİ MÜZİĞİN ADINI BİLEN VARSA BANA SÖYLEYEBİLİR Mİ? şİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİM.[color=blue]
 Acil olarak lazım..


&nbsp;&nbsp; Bu mesajdaki Linkleri görmek için üye olmalısınız.&nbspLütfen Önce KAYIT olun.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Rusya ve Çin sınır konusunda anlaştı]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12662</link>
			<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 17:16:03 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12662</guid>
			<description><![CDATA[Rusya ve Çin sınır konusunda anlaştı

21 Temmuz 2008 11:27

Rusya ve Çin arasında 40 yıldır devam eden sınır sorunu çözüldü. İki ülke, bu konudaki yeni anlaşmaya imza atarak, Amur nehrini Çin ve Rusya'yı ayıran sınır hattı olarak kabul ettiler. 


 
Pekin'e resmi ziyarette bulunan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Çin meslektaşı Yang Jiechi ile iki ülke arasındaki yeni sınır anlaşması protokolünü imzaladı. Taraflar, 40 yıldır Rusya ve Çin arasında süren sınır tartışmalarına son noktayı koydu. Mutabık kalının anlaşmaya göre, Amur nehri Rusya ve Çin'i ayıran yeni sınır hattı olarak kabul edildi. 
Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, imzalanan yeni sınır anlaşmasının iki ülke arasında iyi komşuluk ve sınır bölgesindeki ilişkilerin artmasına ivme kazandıracağı belirtildi. 

Rusya ve Çin, daha önce Amur nehri üzerindeki 4 ada konusunda anlaşamıyorlardı. 1949 yılında SSCB ve Çin arasında diplomatik ilişkiler kurulmasına rağmen, 1950 yılında ortak sınır ve ideolojik konular yüzünden iki ülke ilişkileri gerginleşmişti. SSCB-Çin cepheleşmesi 1985 yılına kadar sürdü. Her iki ülke arasındaki gerginlik 1969 yılında ortaya çıkan sınır çatışmasıyla doruk noktasına ulaşmıştı. 1985 yılından sonra Moskova ve Pekin arasındaki ilişkilerde yumuşama dönemi başladı. 1991 yılında SSCB ve Çin arasında imzalanan "Sınırların Belirlenmesi ve Çizilmesi Anlaşması" gelecekteki işbirliğin önünü açtı. 

2000'li yılların başında değişen dünya dengelerine paralel olarak Çin- Rusya ilişkilerinin gelişmesi berberinde yeni oluşumları da getirdi. İlk kez Pekin ve Moskova'nın öncülüğünde 1996 yılında Şanghay Beşlisi kuruldu. Çin, Rusya, Kırgızistan, Tacikistan ve Kazakistan'ın üye olduğu yeni oluşuma daha sonra 2001 yılında Özbekistan'da dahil edildi. Söz konusu tarihten sonra Şanghay Beşlisi'nin isimi, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) olarak değiştirildi. Örgütün hedefi; terörizm, bölücülük ve aşırı siyasi akımlarla mücadele şeklinde açıklanıyor. 

Cihan]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Rusya ve Çin sınır konusunda anlaştı

21 Temmuz 2008 11:27

Rusya ve Çin arasında 40 yıldır devam eden sınır sorunu çözüldü. İki ülke, bu konudaki yeni anlaşmaya imza atarak, Amur nehrini Çin ve Rusya'yı ayıran sınır hattı olarak kabul ettiler. 


 
Pekin'e resmi ziyarette bulunan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Çin meslektaşı Yang Jiechi ile iki ülke arasındaki yeni sınır anlaşması protokolünü imzaladı. Taraflar, 40 yıldır Rusya ve Çin arasında süren sınır tartışmalarına son noktayı koydu. Mutabık kalının anlaşmaya göre, Amur nehri Rusya ve Çin'i ayıran yeni sınır hattı olarak kabul edildi. 
Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, imzalanan yeni sınır anlaşmasının iki ülke arasında iyi komşuluk ve sınır bölgesindeki ilişkilerin artmasına ivme kazandıracağı belirtildi. 

Rusya ve Çin, daha önce Amur nehri üzerindeki 4 ada konusunda anlaşamıyorlardı. 1949 yılında SSCB ve Çin arasında diplomatik ilişkiler kurulmasına rağmen, 1950 yılında ortak sınır ve ideolojik konular yüzünden iki ülke ilişkileri gerginleşmişti. SSCB-Çin cepheleşmesi 1985 yılına kadar sürdü. Her iki ülke arasındaki gerginlik 1969 yılında ortaya çıkan sınır çatışmasıyla doruk noktasına ulaşmıştı. 1985 yılından sonra Moskova ve Pekin arasındaki ilişkilerde yumuşama dönemi başladı. 1991 yılında SSCB ve Çin arasında imzalanan "Sınırların Belirlenmesi ve Çizilmesi Anlaşması" gelecekteki işbirliğin önünü açtı. 

2000'li yılların başında değişen dünya dengelerine paralel olarak Çin- Rusya ilişkilerinin gelişmesi berberinde yeni oluşumları da getirdi. İlk kez Pekin ve Moskova'nın öncülüğünde 1996 yılında Şanghay Beşlisi kuruldu. Çin, Rusya, Kırgızistan, Tacikistan ve Kazakistan'ın üye olduğu yeni oluşuma daha sonra 2001 yılında Özbekistan'da dahil edildi. Söz konusu tarihten sonra Şanghay Beşlisi'nin isimi, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) olarak değiştirildi. Örgütün hedefi; terörizm, bölücülük ve aşırı siyasi akımlarla mücadele şeklinde açıklanıyor. 

Cihan]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Onların ömrü sadece 3 gün GALERİ]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12661</link>
			<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 13:58:04 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12661</guid>
			<description><![CDATA[Onların ömrü sadece 3 gün GALERİ

15 Temmuz 2008 00:10

Her yıl Temmuz ayında 3 günlük ömürleri olan söğüt kelebekleri, sokak lambalarının altında ölüm dansı yaptıktan sonra toplu şekilde can veriyor. 



Adapazarı'nda her yıl yaşanan tabiat olayı görenleri şaşırtıyor. Tarihi Sakarya Köprüsü her yıl olduğu gibi bu yıl da, milyonlarca beyaz kelebeğin akınına uğradı.

 Köprü etrafında her yıl kelebeklerin ölüm dansına tanık olan vatandaşlar, kelebeklerin ölüme gidişlerini meraklı bakışlarla izlediler. 
Köprü üzerine nehir boyunca uçarak gelen milyonlarca söğüt kelebeği, köprüyü aydınlatan sokak lambalarının ışığı altında dans ettikten sonra can verdi. 

Ölen kelebeklerin cansız bedenleri Sakarya Köprüsü'nün ve yolların beyaza bürünmesine neden oldu. Yoldan geçen araçların farlarının çevresinde de danslarını sürdüren kelebekler, bir bir can verirken, bu manzaraya tanık olan vatandaşlar yetkililerin ilgisizliğinden yakındı.

iha

FOTOĞRAF GALERİSİ







]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Onların ömrü sadece 3 gün GALERİ

15 Temmuz 2008 00:10

Her yıl Temmuz ayında 3 günlük ömürleri olan söğüt kelebekleri, sokak lambalarının altında ölüm dansı yaptıktan sonra toplu şekilde can veriyor. 



Adapazarı'nda her yıl yaşanan tabiat olayı görenleri şaşırtıyor. Tarihi Sakarya Köprüsü her yıl olduğu gibi bu yıl da, milyonlarca beyaz kelebeğin akınına uğradı.

 Köprü etrafında her yıl kelebeklerin ölüm dansına tanık olan vatandaşlar, kelebeklerin ölüme gidişlerini meraklı bakışlarla izlediler. 
Köprü üzerine nehir boyunca uçarak gelen milyonlarca söğüt kelebeği, köprüyü aydınlatan sokak lambalarının ışığı altında dans ettikten sonra can verdi. 

Ölen kelebeklerin cansız bedenleri Sakarya Köprüsü'nün ve yolların beyaza bürünmesine neden oldu. Yoldan geçen araçların farlarının çevresinde de danslarını sürdüren kelebekler, bir bir can verirken, bu manzaraya tanık olan vatandaşlar yetkililerin ilgisizliğinden yakındı.

iha

FOTOĞRAF GALERİSİ







]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[NEXT&amp;NEXTSTAR ÜMRANİYE YETKİLİ SERVİSİ]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12660</link>
			<pubDate>Mon, 21 Jul 2008 12:22:33 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12660</guid>
			<description><![CDATA[KATMER BİLİŞİM -SERVİSPOİNT ÜMRANİYE 
NEXT&NEXTSTAR -İSTANBUL BİLİ,ŞİM YETKİLİ SERVİSİ-BULBUL NAVİGASYON YETKİLİ SERVİSİ
TEL:0216 630 06 76
KAZIM KARABEKİR MAH.ADEM YAVUZ CAD.NO:112/A]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[KATMER BİLİŞİM -SERVİSPOİNT ÜMRANİYE 
NEXT&NEXTSTAR -İSTANBUL BİLİ,ŞİM YETKİLİ SERVİSİ-BULBUL NAVİGASYON YETKİLİ SERVİSİ
TEL:0216 630 06 76
KAZIM KARABEKİR MAH.ADEM YAVUZ CAD.NO:112/A]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Arkadaşlar Dikkat Antivirüs programları çaresiz kaldı]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12658</link>
			<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 21:06:52 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12658</guid>
			<description><![CDATA[Antivirüs programları çaresiz kaldı

İnternet kurucuları bu uyarı size. Limbo 2 trojanini ortaya çıkaranlar, bilinen en iyi güvenlik yazılımlarının dahi bu trojani durduramayacağını savunuyor.

Her geçen gün artan trojan sayısına son günlerde bir yenisi daha eklendi.Bu trojenin geliştiricileri tarafından yapılan açıklamaya göre en iyi 10 güvenlik yazılımı bile Limbo 2 ile baş edecek potansiyele sahip değil.

CHIP'in haberine göre Limbo 2'nin geliştiricileri her sürümü kişiselleştirebilme imkanına sahip ve bu Limbo 2'lerin her sürümü kendine özel ve yegane olduğundan, anti-virüs yazılımları tarafından bu spesifik trojanin yakalanmasının oldukça güç olduğu ifade ediliyor.

Phishing saldırılarıyla adından yakın gelecekte fazlasıyla söz ettirebilmesi ihtimal dahilinde olan Limbo 2, bilgisayarlardaki banka kayıtları ve hesap bilgilerine göz dikmiş durumda. Problem şu ki, bir bilgisayar kullanıcısı bilgisayarının başına geçtiğinde ve banka hesabına web sitesi aracılığıyla girdiğinde, bu kullanıcıdan hesap bilgileriyle ilgili gerektiğinden fazla bilgi isteyen Limbo 2, girilen bilgileri ise aynen trojen sahibine iletiyor.

En temel güvenlik yazılımları bile çaresiz

Müşteri ve ağ güvenliğiyle tanınan Prevx'deki Malware Araştırma Yöneticisi Jacques Erasmus, bu konuda şu sözleri ifade etti: "Limbo 2, bugüne kadar karşılaşılan en ciddi ve tehlikeli trojan sayılabilir. Antivirüs yazılımları tarafından bu tür trojanlar tespit edilebilse de, birkaç saat içinde kendini tamamen gizleyebilme yeteneğine sahip. Daha önemlisi ise Limbo 2'nin pek çok varyasyona sahip olması. Bu kadar çeşide sahip olan bir trojanin tespit edilmesi de maalesef pek kolay bir iş değil. Bu trojan'i kim tasarladı bilemiyoruz ama Limbo 2'yi ortaya çıkaranların bu işten epey para kazandığını rahatça söyleyebilirim." benden söylemesi(djmuslum)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Antivirüs programları çaresiz kaldı

İnternet kurucuları bu uyarı size. Limbo 2 trojanini ortaya çıkaranlar, bilinen en iyi güvenlik yazılımlarının dahi bu trojani durduramayacağını savunuyor.

Her geçen gün artan trojan sayısına son günlerde bir yenisi daha eklendi.Bu trojenin geliştiricileri tarafından yapılan açıklamaya göre en iyi 10 güvenlik yazılımı bile Limbo 2 ile baş edecek potansiyele sahip değil.

CHIP'in haberine göre Limbo 2'nin geliştiricileri her sürümü kişiselleştirebilme imkanına sahip ve bu Limbo 2'lerin her sürümü kendine özel ve yegane olduğundan, anti-virüs yazılımları tarafından bu spesifik trojanin yakalanmasının oldukça güç olduğu ifade ediliyor.

Phishing saldırılarıyla adından yakın gelecekte fazlasıyla söz ettirebilmesi ihtimal dahilinde olan Limbo 2, bilgisayarlardaki banka kayıtları ve hesap bilgilerine göz dikmiş durumda. Problem şu ki, bir bilgisayar kullanıcısı bilgisayarının başına geçtiğinde ve banka hesabına web sitesi aracılığıyla girdiğinde, bu kullanıcıdan hesap bilgileriyle ilgili gerektiğinden fazla bilgi isteyen Limbo 2, girilen bilgileri ise aynen trojen sahibine iletiyor.

En temel güvenlik yazılımları bile çaresiz

Müşteri ve ağ güvenliğiyle tanınan Prevx'deki Malware Araştırma Yöneticisi Jacques Erasmus, bu konuda şu sözleri ifade etti: "Limbo 2, bugüne kadar karşılaşılan en ciddi ve tehlikeli trojan sayılabilir. Antivirüs yazılımları tarafından bu tür trojanlar tespit edilebilse de, birkaç saat içinde kendini tamamen gizleyebilme yeteneğine sahip. Daha önemlisi ise Limbo 2'nin pek çok varyasyona sahip olması. Bu kadar çeşide sahip olan bir trojanin tespit edilmesi de maalesef pek kolay bir iş değil. Bu trojan'i kim tasarladı bilemiyoruz ama Limbo 2'yi ortaya çıkaranların bu işten epey para kazandığını rahatça söyleyebilirim." benden söylemesi(djmuslum)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yusuf İslam 60. yaşına ayak basıyor]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12657</link>
			<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 10:59:34 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12657</guid>
			<description><![CDATA[Yusuf İslam 60. yaşına ayak basıyor

[b]19 Temmuz 2008 09:39

1970'li yıllarda pop müziğin efsanevi ismi olan, 1977'den sonra İslam dinin seçerek Yusuf İslam adını alan ve müziği bırakan Cat Stevens, Pazartesi günü 60. yaşına girecek.[/b] 
 


 İslam, 28 yıllık aradan sonra tekrar bir pop müzik albümü çıkarmış ve yeniden müziğe dönmüştü. 2006 yılı sonunda "An Other Cup" isimli bir pop müzik albümü çıkaran İslam, ancak albümün devamının gelmeyeceğini açıklayarak hayranlarını yeniden hayal kırklığına uğratmıştı. 

21 Temmuz 1948'de Kıbrıslı bir Rum baba ve İsveçli bir anneden Londra'da dünyaya gelen Cat Stevens'ın müzikle tanışıklığı 1960'lı yıllarda başlıyor. Asıl adı Steven Demetre Georgiou olan şarkıcı müziğe başlayınca adını Cat Stevens olarak değiştirdi. Genç popçuyu keşfeden Londra müzik çevreleri ancak Stevens'ın 1968'de verem hastalığına yakalanmasıyla iki yıl sanatçının geri dönüşünü bekledi. Sahnelere geri döndüğünde 1970'li yılların gençliğinin uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek şarkılar seslendirdi. 1970'de çıkardığı "Tea For The Tillerman" albümünde "Sad Lisa", "Wild World" ve "Where Do The Children Play" gibi şarkılarda büyük bir hayran kitlesi edindi. Bir yıl sonra çıkardığı "The Teaser And The Firecat" albümde "Moonshadow" ve "Morning Has Broken" şarkıları sanatçıyı dünya çapında üne kavuşturdu. 1972'de "Catch Bull At Four" albümüyle hayranlarının karşısına çıkan Stevens, bu albümünde de "Sitting" ve "Can't Keep It In" şarkılarına yer verdi. Devamında sonra "Foreigner" (1973), "Buddha And The Chocolate Box" (1974), "Numbers" (1975) ve "Izitso" (1977) albümlerine imza attı. Kaset ve plakları dünya çapında 60 milyon satan Stevens'ın pek çok şarkısı da diğer sanatçılar tarafından seslendirildi. 

Kariyerinin zirvesinde olan Cat Stevens, bu yıllarda alkol ve uyuşturucudan muzdaripti. Girdiği buhrandan Aralık 1977'de İslam dinine geçerek kurtulan sanatçı, yeni diniyle birlikte ismini de ikinci kez değiştirerek Yusuf İslam adını aldı. 1979 yılında ise Fouzia Ali isimli Müslüman bir kadınla evlenerek pop müzik dünyasından uzunca bir süre ayrı kaldı. İslam'a geçtikten sonra kendini hayır işlerine adayan İslam, uzun yıllar Birleşmiş Milletlerle birlikte dünyanın çeşitli yerlerinde yardım faaliyetlerinde bulundu. Yusuf İslam, 1995'te çıkardığı "The Life Of The Last Prophet" isimli albümde Hz. Peygamber'in hayatını konu aldı. Bu albümü daha çok İslam dinini anlatmaya yönelik eserlerden oluşuyordu. Sanatçı benzer mülahazalarla 2000 yılında da "A Is For Allah" albümünü çıkardı. Ünlü sanatçı 2006 yılında Bil dam Sonntag gazetesine verdiği bir demeçte, Cat Stevens'ın değişmediğini "sadece biraz sakalının uzadığını ve biraz beyazlaştığını ve her zaman için kendisi olduğunu" anlatmıştı. Şarkı söylemeyi özlediğini kaydeden sanatçı, aynı yılın sonunda "An Other Cup" isimli bir pop müzik albümü çıkardı. 

28 yıl aradan sonra gelen bu albümle birlikte tekrar müziğe dönme sinyalleri veren Cat Stevens hayranlarını umutlandırmıştı. Ancak sanatçı, bu albümün devamının gelmeyeceğini söyleyerek, hayranlarını hayal kırıklığını uğrattı. 2000 yılında İsrail'e, 2004 yılında da Amerika'ya yaptığı bir seyahat Yusuf İslam'ın "Müslüman kimliği" nedeniyle bu iki ülke tarafından engellenmişti. Ancak Amerika, daha sonda sanatçıdan özür diledi. 21 Temmuz Pazartesi günü 60. yaş gününe girecek olan Yusuf İslam'a Alman medyası geniş yer ayırdı. Bu ay başında Almanya'nın Bochum şehrinde verdiği bir konser büyük ilgi gördü. Sanatçının dünyanın dört bir yanından gelen hayranları onun eski şarkılarıyla bir kez daha 1970'li yıllara yolculuk yaptılar. 

(Cihan)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yusuf İslam 60. yaşına ayak basıyor

[b]19 Temmuz 2008 09:39

1970'li yıllarda pop müziğin efsanevi ismi olan, 1977'den sonra İslam dinin seçerek Yusuf İslam adını alan ve müziği bırakan Cat Stevens, Pazartesi günü 60. yaşına girecek.[/b] 
 


 İslam, 28 yıllık aradan sonra tekrar bir pop müzik albümü çıkarmış ve yeniden müziğe dönmüştü. 2006 yılı sonunda "An Other Cup" isimli bir pop müzik albümü çıkaran İslam, ancak albümün devamının gelmeyeceğini açıklayarak hayranlarını yeniden hayal kırklığına uğratmıştı. 

21 Temmuz 1948'de Kıbrıslı bir Rum baba ve İsveçli bir anneden Londra'da dünyaya gelen Cat Stevens'ın müzikle tanışıklığı 1960'lı yıllarda başlıyor. Asıl adı Steven Demetre Georgiou olan şarkıcı müziğe başlayınca adını Cat Stevens olarak değiştirdi. Genç popçuyu keşfeden Londra müzik çevreleri ancak Stevens'ın 1968'de verem hastalığına yakalanmasıyla iki yıl sanatçının geri dönüşünü bekledi. Sahnelere geri döndüğünde 1970'li yılların gençliğinin uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek şarkılar seslendirdi. 1970'de çıkardığı "Tea For The Tillerman" albümünde "Sad Lisa", "Wild World" ve "Where Do The Children Play" gibi şarkılarda büyük bir hayran kitlesi edindi. Bir yıl sonra çıkardığı "The Teaser And The Firecat" albümde "Moonshadow" ve "Morning Has Broken" şarkıları sanatçıyı dünya çapında üne kavuşturdu. 1972'de "Catch Bull At Four" albümüyle hayranlarının karşısına çıkan Stevens, bu albümünde de "Sitting" ve "Can't Keep It In" şarkılarına yer verdi. Devamında sonra "Foreigner" (1973), "Buddha And The Chocolate Box" (1974), "Numbers" (1975) ve "Izitso" (1977) albümlerine imza attı. Kaset ve plakları dünya çapında 60 milyon satan Stevens'ın pek çok şarkısı da diğer sanatçılar tarafından seslendirildi. 

Kariyerinin zirvesinde olan Cat Stevens, bu yıllarda alkol ve uyuşturucudan muzdaripti. Girdiği buhrandan Aralık 1977'de İslam dinine geçerek kurtulan sanatçı, yeni diniyle birlikte ismini de ikinci kez değiştirerek Yusuf İslam adını aldı. 1979 yılında ise Fouzia Ali isimli Müslüman bir kadınla evlenerek pop müzik dünyasından uzunca bir süre ayrı kaldı. İslam'a geçtikten sonra kendini hayır işlerine adayan İslam, uzun yıllar Birleşmiş Milletlerle birlikte dünyanın çeşitli yerlerinde yardım faaliyetlerinde bulundu. Yusuf İslam, 1995'te çıkardığı "The Life Of The Last Prophet" isimli albümde Hz. Peygamber'in hayatını konu aldı. Bu albümü daha çok İslam dinini anlatmaya yönelik eserlerden oluşuyordu. Sanatçı benzer mülahazalarla 2000 yılında da "A Is For Allah" albümünü çıkardı. Ünlü sanatçı 2006 yılında Bil dam Sonntag gazetesine verdiği bir demeçte, Cat Stevens'ın değişmediğini "sadece biraz sakalının uzadığını ve biraz beyazlaştığını ve her zaman için kendisi olduğunu" anlatmıştı. Şarkı söylemeyi özlediğini kaydeden sanatçı, aynı yılın sonunda "An Other Cup" isimli bir pop müzik albümü çıkardı. 

28 yıl aradan sonra gelen bu albümle birlikte tekrar müziğe dönme sinyalleri veren Cat Stevens hayranlarını umutlandırmıştı. Ancak sanatçı, bu albümün devamının gelmeyeceğini söyleyerek, hayranlarını hayal kırıklığını uğrattı. 2000 yılında İsrail'e, 2004 yılında da Amerika'ya yaptığı bir seyahat Yusuf İslam'ın "Müslüman kimliği" nedeniyle bu iki ülke tarafından engellenmişti. Ancak Amerika, daha sonda sanatçıdan özür diledi. 21 Temmuz Pazartesi günü 60. yaş gününe girecek olan Yusuf İslam'a Alman medyası geniş yer ayırdı. Bu ay başında Almanya'nın Bochum şehrinde verdiği bir konser büyük ilgi gördü. Sanatçının dünyanın dört bir yanından gelen hayranları onun eski şarkılarıyla bir kez daha 1970'li yıllara yolculuk yaptılar. 

(Cihan)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yarım asırlık chevrolete yoğun ilgi]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12656</link>
			<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 04:40:34 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12656</guid>
			<description><![CDATA[Yarım asırlık chevrolete yoğun ilgi

14 Temmuz 2008 14:08

Konya'da yarım asırlık tek kapı steyşın chevrolet, orijinal özelliğiyle meraklıların yoğun ilgisini çekiyor. 

 


Chevrolet marka araçların tamiriyle uğraşan ve Yadigar'ın sahibi olan Rahim Kurhan (38) AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukluğundan bu yana [img]Yadigar'ın kendilerinde bulunduğunu söyledi. 

Babasının ölümünden sonra Yadigar'ı satın almak isteyen birçok kişi olduğunu ifade eden Kurhan, ''Ancak kardeşlerimle biz satmak istemedik. İsminden de anlaşılacağı gibi otomobilimiz baba yadigarı. Bugüne kadar 50 bin dolar veren de oldu. Ancak biz satmadık'' dedi. 

1957 model Chevrolet Yadigar'ın Konya'da neredeyse her gün bir taliplisi olduğunu belirten Kurhan şunları kaydetti: 

''Bugüne kadar tek kapı steyşın Chevrolet ile hiç karşılaşmadık. Biz Türkiye'de bu modelde otomobil kaldığını sanmıyoruz. Kendimiz araştırma da yaptık. Ancak bulamadık. Otomatik vites ve hidrolik direksiyona sahip otomobilimiz görenlerin ilgisini çekiyor. İstanbul'da bir oto galericinin düzenlediği yarışmada, 150 otomobilin içinde bizim otomobilimiz orijinalliğini koruması nedeniyle üçüncü oldu. Anılarımızın bir parçası olan bu otomobil bizim için çok değerli. Bir zamanlar Türk filmlerinde boy gösteren bu araçlar, şimdi bile ilgi görüyor. Biz bu tür araçlara ilgi duyan kişilerle internette bir araya geliyoruz. Her hafta pazar günü Konya'da Anıt Alanı'nda otomobil meraklıları bir araya geliyoruz. İnsanlar araçları izliyor. Binmek isteyen biniyor. Ardından konvoy halinde şehir turu atıp dağılıyoruz.''

AA

FOTOĞFAR GALERİSİ





]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yarım asırlık chevrolete yoğun ilgi

14 Temmuz 2008 14:08

Konya'da yarım asırlık tek kapı steyşın chevrolet, orijinal özelliğiyle meraklıların yoğun ilgisini çekiyor. 

 


Chevrolet marka araçların tamiriyle uğraşan ve Yadigar'ın sahibi olan Rahim Kurhan (38) AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukluğundan bu yana [img]Yadigar'ın kendilerinde bulunduğunu söyledi. 

Babasının ölümünden sonra Yadigar'ı satın almak isteyen birçok kişi olduğunu ifade eden Kurhan, ''Ancak kardeşlerimle biz satmak istemedik. İsminden de anlaşılacağı gibi otomobilimiz baba yadigarı. Bugüne kadar 50 bin dolar veren de oldu. Ancak biz satmadık'' dedi. 

1957 model Chevrolet Yadigar'ın Konya'da neredeyse her gün bir taliplisi olduğunu belirten Kurhan şunları kaydetti: 

''Bugüne kadar tek kapı steyşın Chevrolet ile hiç karşılaşmadık. Biz Türkiye'de bu modelde otomobil kaldığını sanmıyoruz. Kendimiz araştırma da yaptık. Ancak bulamadık. Otomatik vites ve hidrolik direksiyona sahip otomobilimiz görenlerin ilgisini çekiyor. İstanbul'da bir oto galericinin düzenlediği yarışmada, 150 otomobilin içinde bizim otomobilimiz orijinalliğini koruması nedeniyle üçüncü oldu. Anılarımızın bir parçası olan bu otomobil bizim için çok değerli. Bir zamanlar Türk filmlerinde boy gösteren bu araçlar, şimdi bile ilgi görüyor. Biz bu tür araçlara ilgi duyan kişilerle internette bir araya geliyoruz. Her hafta pazar günü Konya'da Anıt Alanı'nda otomobil meraklıları bir araya geliyoruz. İnsanlar araçları izliyor. Binmek isteyen biniyor. Ardından konvoy halinde şehir turu atıp dağılıyoruz.''

AA

FOTOĞFAR GALERİSİ





]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Toyota'dan güneş enerjili klima]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12655</link>
			<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 04:38:06 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12655</guid>
			<description><![CDATA[Toyota'dan güneş enerjili klima

15 Temmuz 2008 03:59

Japon otomobil devi Toyota'nın gaz ve elektrikle kullanılabilen hibrid aracı Prius modeline, güneş enerjisiyle çalışan klima yerleştirildiği bildirildi. 

 


Ülkenin büyük ekonomi gazetesi Nikkei'nin haberine göre, yeni Prius modelinin tavanına yerleştirilen güneş enerjisi panelleri, 2-5 kilowatt elektrik enerjisi üretebilecek. 

Ancak Toyota yetkilileri konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçınıyor. İsmini vermek istemeyen bir sözcü, güneş enerjisiyle çalışan klimanın plan aşamasında olduğunu ve üçüncü nesil Prius modellerine önümüzdeki yılın Mayıs ayında yerleştirilebileceğini aktardı. Artan petrol fiyatları ve çevre endişeleri nedeniyle Japonya'da Prius modelinde patlama yaşanmıştı. Çevreci Prius'lar hem elektrikle hem de gazla çalışabiliyor. 

Toyota, ekolojik dengeyi koruyan ve atmosfere çok daha az karbondioksit salan hibrid otomobilleri, firmanın büyüme stratejisi olarak benimsemişti. Japon şirket, 2020 yılından sonra bütün modellerin hem elektrik hem gazla çalışacağını duyurmuştu. 

(CİHAN)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Toyota'dan güneş enerjili klima

15 Temmuz 2008 03:59

Japon otomobil devi Toyota'nın gaz ve elektrikle kullanılabilen hibrid aracı Prius modeline, güneş enerjisiyle çalışan klima yerleştirildiği bildirildi. 

 


Ülkenin büyük ekonomi gazetesi Nikkei'nin haberine göre, yeni Prius modelinin tavanına yerleştirilen güneş enerjisi panelleri, 2-5 kilowatt elektrik enerjisi üretebilecek. 

Ancak Toyota yetkilileri konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçınıyor. İsmini vermek istemeyen bir sözcü, güneş enerjisiyle çalışan klimanın plan aşamasında olduğunu ve üçüncü nesil Prius modellerine önümüzdeki yılın Mayıs ayında yerleştirilebileceğini aktardı. Artan petrol fiyatları ve çevre endişeleri nedeniyle Japonya'da Prius modelinde patlama yaşanmıştı. Çevreci Prius'lar hem elektrikle hem de gazla çalışabiliyor. 

Toyota, ekolojik dengeyi koruyan ve atmosfere çok daha az karbondioksit salan hibrid otomobilleri, firmanın büyüme stratejisi olarak benimsemişti. Japon şirket, 2020 yılından sonra bütün modellerin hem elektrik hem gazla çalışacağını duyurmuştu. 

(CİHAN)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bayrampaşa Cezaevi'ne kilit vuruldu]]></title>
			<link>http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12654</link>
			<pubDate>Fri, 18 Jul 2008 19:21:45 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.exforum.net/showthread.php?tid=12654</guid>
			<description><![CDATA[Bayrampaşa Cezaevi'ne kilit vuruldu

18 Temmuz 2008 18:55

İsyan, firar ve çatışmalarla anılan Türkiye'nin en büyük cezaevlerinden biri olan ve 40 yıldır hizmet veren Bayrampaşa Cezaevinin kapısına kilit vuruldu.
 


 
Bayrampaşa Cezaevinin kapanmasına ilişkin düzenlenen törende konuşan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, çok kısa bir süre önce yaklaşık 5 bin tutuklu ve hükümlünün Silivri, Maltepe, Kartal, Ümraniye ve Metris cezaevlerine sevk edildiğini belirtti.
Böyle bir kapanış töreninin ilk kez yapıldığını ifade eden Engin, ''Zira törenler, açılışlar, topluluğa ve ülkeye katkı sağlayacak kurum, kuruluş ve tesislerin açılış sevincini yaşatmak için yapılır. Bugünse bir kurumun kapatılması ve terk edilmesi için bir tören yapıyoruz. Ancak kapanış ve terk ediş olsa dahi bu töreni önemli ve anlamlı buluyoruz'' diye konuştu.
Engin, Bayrampaşa Cezaevinin hizmet verdiği süre içinde ülke gündemini sürekli meşgul eden bir kurum olduğunu vurgulayarak, burada Türkiye'de isimleri ve şöhretleri bilinen çok sayıda insanın misafir edildiğini söyledi.

Bayrampaşa Cezaevinin isyanlar, firarlar, ölüm oruçları, kanlı çatışmalar gibi müessif birçok olaya da sahne olduğunu vurgulayan Engin, cezaevinin son 6-7 yıldır bu kötü imajından sıyrıldığını, birçok sanat, kültür ve eğitim çalışmalarının gerçekleştirildiği mekan haline geldiğini anlattı. Engin sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ancak tüm bu iyileştirmelere rağmen yorgun ve eskimiş duvarları, eski koğuşlarıyla bu yükü artık taşıyamaz noktaya gelmiştir. Bugün acı ve tatlı hatıralarıyla cezaevleri tarihinin önemli bir sayfasını kapatıyoruz. Burasını, Büyükşehir Belediye Başkanlığına bugün itibariyle teslim ediyoruz.''

-''BUGÜN BİR TARİH DÜŞÜYORUZ''-

Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da Çağlayan'daki adliye binasının yapıldığı alanı, ''Adalet mülkün temelidir'' anlayışıyla özellikle Sultanahmet Adliyesi ve Bayrampaşa Cezaevinin bulunduğu mekanlar karşılığında Adalet Bakanlığına verdiklerini anlattı.

Bu bölgede yıllarca acı-tatlı anılar yaşandığını, esnafın ekmek yediğini, zaman zaman da sıkıntı yaşadığını anlatan Topbaş, burayı esnafı üzmeyecek, vatandaşın soluk alacağı bir merkez haline getireceklerini söyledi.

''Bugün bir tarih düşüyoruz'' diyen Topbaş, gelecek kuşakların, 41 yıl acı-tatlı hatıralarıyla hizmet veren bir cezaevinin neye dönüştüğünü konuşacaklarını kaydetti.

Topbaş, 120 dönüm civarındaki Bayrampaşa Cezaevine yapı yoğunluğu getirmeden düzenleme yapacaklarını ifade ederek, şöyle konuştu:
''Çevre halkı bundan tedirgin. Büyük yapılar yapma projemiz yok. Burası, altında yer yer otoparkları olan, sanat ve kültür aktivite alanları ve ağırlıklı olarak yeşil alan olacak. Yani bu ağaçları korunacak. Bölge insanlarının yıllardır sıkıntı yaşadıkları bu alan, yeniden insanlığın mutluluğuna vesile olacak bir alan haline getirilecek.''

Topbaş, binaları, birkaç yüzyıllık zindan gibi bir özelliği olsaydı yıkmayacaklarını ve kültür-sanat merkezi olarak kullanacaklarını belirterek, ''Ancak binaların hiçbir özelliği yok. Yıkılacak, kalkacak. Çalışmalar yakında başlayacak. Projeyi de halka göstereceğiz'' dedi.

-''DERİN İZLER BIRAKTI''-

Bayrampaşa Belediye Başkanı Hüseyin Bürge de tel örgülerin, soğuk yüksek duvarların, sık sık yaşanan acı olayların gölgesinde geçen 40 yılın Bayrampaşa üzerinde derin izler bıraktığını belirterek, şöyle devam etti:

''Burada büyüyen gençler, çocuklar geriye dönüp baktığında en önemli anıları arasında gece yarısı çatışmalarını, cezaevi bahçelerine fırlatılan uyuşturucu torbalarını, tabancalar ve cep telefonlarını, televizyonlarda gördükleri ünlü simaların mahallelerine gelip gitmelerini hatırlar.''
Bürge, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın, Bayrampaşa Cezaevi ile Sultanahmet Adliyesinin mülkünün Büyükşehir Belediyesine devredilmesi karşılığında, Çağlayan'da bulunan alanı Adalet Bakanlığına adalet sarayı yapımı için tahsis ettiğini söyledi.

-CEZAEVİ BASINA AÇILDI-
Konuşmaların ardından Bayrampaşa Cezaevinin kapıları Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdür Kenan İpek, Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş ve diğer ilgililer ile basın mensuplarına açıldı.
Törene katılanlar, uzun yıllar ülke gündeminde yer alan ve içine girilmesi yasak olan koğuşları, yemekhaneyi, açık görüş alanlarını, koridorları ve mahkumların volta attıkları avluyu inceledi.
Daha sonra Adalet Bakanı Şahin, müzik ve alkışlar eşliğinde Bayrampaşa Cezaevinin kapısına kilit vurarak, anahtarlarını Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş'a verdi.

-CEZAEVİ ÖNÜNDE BASIN AÇIKLAMASI-

Bu arada, törenden önce DSP Bayrampaşa İlçe Başkanı Bekir Önder, beraberindeki bir grup Bayrampaşalıyla cezaevi önünde basın açıklaması yaptı.

Bayrampaşa'nın bugüne kadar adıyla anılan cezaevinden kurtulmasının sevindirici bir olay olduğunu ifade eden Önder, ''İstanbul'un merkezinde olan bu büyük arazinin Bayrampaşa yararına kullanılmasının sağlanmasını arzu ediyoruz. Önerimiz, buraya kültür kompleksi yapılmasıdır. Cezaevinin bir kısmı da müze haline getirilmelidir'' diye konuştu. 

Haber7.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bayrampaşa Cezaevi'ne kilit vuruldu

18 Temmuz 2008 18:55

İsyan, firar ve çatışmalarla anılan Türkiye'nin en büyük cezaevlerinden biri olan ve 40 yıldır hizmet veren Bayrampaşa Cezaevinin kapısına kilit vuruldu.
 


 
Bayrampaşa Cezaevinin kapanmasına ilişkin düzenlenen törende konuşan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, çok kısa bir süre önce yaklaşık 5 bin tutuklu ve hükümlünün Silivri, Maltepe, Kartal, Ümraniye ve Metris cezaevlerine sevk edildiğini belirtti.
Böyle bir kapanış töreninin ilk kez yapıldığını ifade eden Engin, ''Zira törenler, açılışlar, topluluğa ve ülkeye katkı sağlayacak kurum, kuruluş ve tesislerin açılış sevincini yaşatmak için yapılır. Bugünse bir kurumun kapatılması ve terk edilmesi için bir tören yapıyoruz. Ancak kapanış ve terk ediş olsa dahi bu töreni önemli ve anlamlı buluyoruz'' diye konuştu.
Engin, Bayrampaşa Cezaevinin hizmet verdiği süre içinde ülke gündemini sürekli meşgul eden bir kurum olduğunu vurgulayarak, burada Türkiye'de isimleri ve şöhretleri bilinen çok sayıda insanın misafir edildiğini söyledi.

Bayrampaşa Cezaevinin isyanlar, firarlar, ölüm oruçları, kanlı çatışmalar gibi müessif birçok olaya da sahne olduğunu vurgulayan Engin, cezaevinin son 6-7 yıldır bu kötü imajından sıyrıldığını, birçok sanat, kültür ve eğitim çalışmalarının gerçekleştirildiği mekan haline geldiğini anlattı. Engin sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ancak tüm bu iyileştirmelere rağmen yorgun ve eskimiş duvarları, eski koğuşlarıyla bu yükü artık taşıyamaz noktaya gelmiştir. Bugün acı ve tatlı hatıralarıyla cezaevleri tarihinin önemli bir sayfasını kapatıyoruz. Burasını, Büyükşehir Belediye Başkanlığına bugün itibariyle teslim ediyoruz.''

-''BUGÜN BİR TARİH DÜŞÜYORUZ''-

Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da Çağlayan'daki adliye binasının yapıldığı alanı, ''Adalet mülkün temelidir'' anlayışıyla özellikle Sultanahmet Adliyesi ve Bayrampaşa Cezaevinin bulunduğu mekanlar karşılığında Adalet Bakanlığına verdiklerini anlattı.

Bu bölgede yıllarca acı-tatlı anılar yaşandığını, esnafın ekmek yediğini, zaman zaman da sıkıntı yaşadığını anlatan Topbaş, burayı esnafı üzmeyecek, vatandaşın soluk alacağı bir merkez haline getireceklerini söyledi.

''Bugün bir tarih düşüyoruz'' diyen Topbaş, gelecek kuşakların, 41 yıl acı-tatlı hatıralarıyla hizmet veren bir cezaevinin neye dönüştüğünü konuşacaklarını kaydetti.

Topbaş, 120 dönüm civarındaki Bayrampaşa Cezaevine yapı yoğunluğu getirmeden düzenleme yapacaklarını ifade ederek, şöyle konuştu:
''Çevre halkı bundan tedirgin. Büyük yapılar yapma projemiz yok. Burası, altında yer yer otoparkları olan, sanat ve kültür aktivite alanları ve ağırlıklı olarak yeşil alan olacak. Yani bu ağaçları korunacak. Bölge insanlarının yıllardır sıkıntı yaşadıkları bu alan, yeniden insanlığın mutluluğuna vesile olacak bir alan haline getirilecek.''

Topbaş, binaları, birkaç yüzyıllık zindan gibi bir özelliği olsaydı yıkmayacaklarını ve kültür-sanat merkezi olarak kullanacaklarını belirterek, ''Ancak binaların hiçbir özelliği yok. Yıkılacak, kalkacak. Çalışmalar yakında başlayacak. Projeyi de halka göstereceğiz'' dedi.

-''DERİN İZLER BIRAKTI''-

Bayrampaşa Belediye Başkanı Hüseyin Bürge de tel örgülerin, soğuk yüksek duvarların, sık sık yaşanan acı olayların gölgesinde geçen 40 yılın Bayrampaşa üzerinde derin izler bıraktığını belirterek, şöyle devam etti:

''Burada büyüyen gençler, çocuklar geriye dönüp baktığında en önemli anıları arasında gece yarısı çatışmalarını, cezaevi bahçelerine fırlatılan uyuşturucu torbalarını, tabancalar ve cep telefonlarını, televizyonlarda gördükleri ünlü simaların mahallelerine gelip gitmelerini hatırlar.''
Bürge, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın, Bayrampaşa Cezaevi ile Sultanahmet Adliyesinin mülkünün Büyükşehir Belediyesine devredilmesi karşılığında, Çağlayan'da bulunan alanı Adalet Bakanlığına adalet sarayı yapımı için tahsis ettiğini söyledi.

-CEZAEVİ BASINA AÇILDI-
Konuşmaların ardından Bayrampaşa Cezaevinin kapıları Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdür Kenan İpek, Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş ve diğer ilgililer ile basın mensuplarına açıldı.
Törene katılanlar, uzun yıllar ülke gündeminde yer alan ve içine girilmesi yasak olan koğuşları, yemekhaneyi, açık görüş alanlarını, koridorları ve mahkumların volta attıkları avluyu inceledi.
Daha sonra Adalet Bakanı Şahin, müzik ve alkışlar eşliğinde Bayrampaşa Cezaevinin kapısına kilit vurarak, anahtarlarını Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş'a verdi.

-CEZAEVİ ÖNÜNDE BASIN AÇIKLAMASI-

Bu arada, törenden önce DSP Bayrampaşa İlçe Başkanı Bekir Önder, beraberindeki bir grup Bayrampaşalıyla cezaevi önünde basın açıklaması yaptı.

Bayrampaşa'nın bugüne kadar adıyla anılan cezaevinden kurtulmasının sevindirici bir olay olduğunu ifade eden Önder, ''İstanbul'un merkezinde olan bu büyük arazinin Bayrampaşa yararına kullanılmasının sağlanmasını arzu ediyoruz. Önerimiz, buraya kültür kompleksi yapılmasıdır. Cezaevinin bir kısmı da müze haline getirilmelidir'' diye konuştu. 

Haber7.com]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>